22 Mayıs 2019 Çarşamba
BESOG NEDİR?
İLETİŞİM FORMU
KÜNYE
Mobil Bölüm
FORUM
ÜYE GİRİŞİ
Ana Sayfa Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Tüm Haberler
GÜNCEL
BEŞKÖY GÜNCEL
İLÇEMİZDEN
BİLİM TEKNOLOJİ
YURTTAN
KÜLTÜR SANAT
SİYASET
EKONOMİ
SPOR
YAŞAM
 DİĞER
     
 
ÖĞRENİYORUZ O HALDE VARIZ

sinan_nural@hotmail.com
ÖĞRENİYORUZ O HALDE VARIZ
11 Mayis 2019 00:37:52

Yazar : Sinan Nural ALİÇEBİOĞLU
   
   
 
   
     
Yazı boyutunu büyütmek için       

“ÖĞRENİYORUZ, O HALDE VARIZ”

 

Başarı yazımızda başarının kurallardan geçtiğini vurgulamıştık. Başarıyı etkileyen faktörlerden bazısına değinmiştik. İnsanın başarısını etkileyen en önemli etken,öğrenmesidir. İnsan, öğrenme yöntemlerini bilmeli ve çalışmalarını bu doğrultuda yönlendirmelidir.  Eğiticiler,derslerinde kazanımları gerçekleştirmek için öğrenme yöntem ve teknikleri kullanmaktadırlar.

Öğrenme; bilgi, beceri, strateji, inanç, tutum ve davranışların edinimi ve değiştirilmesini kapsar. Öğrenme, davranışlarda meydana gelen kalıcı bir değişikliktir. Öğrenme,davranış veya davranış kapasitesi meydana getirmektedir.

İnsanların öğrenmesi karmaşık bir yapıdır. İnsanlar, görsel, işitsel ve kinestetik öğrenme stillerine sahiptirler. Bu kavramları örneklendirecek olursak; görsel bir insan,gördüklerini daha çabuk öğrenir. İşitsel bir insan, seslerdeki ayrıcalığı, ses tonlarını ve vurguları daha iyi kavrar. Yine görsel insanlar daha düzenlidirler. Görsel kişi dağınıklıktan asla hoşlanmaz. Evinde, iş yerinde masanın üstündeki bir çiçeğin veya koyduğu bir eşyanın yerinin değiştirilmesini asla kabul etmez. Perde veya tülün dağınıklığı onu hemen rahatsız eder. Bu durum onun öğrenme stilinden kaynaklanmaktadır.Görsel birey, kitap okurken veya ders çalışırken seslerden rahatsız olacaktır. İşitseller ise duydukları seslere eşlik edeceklerdir. Özellikle işitseller melodi duyduklarında melodilere eşlik ederler. Sınıf ortamında bir öğrencinin bir şarkı mırıldanması, bütün işitsellerin ona eşlik etmesi anlamına gelecektir. Görsel özelliğe sahip olan bireyler çalışırken onları rahatsız edici seslerden kaçınılmalı, TV, müzik aletlerinin sesleri onlara duyurulmamalıdır. Bu durum motivasyonlarını bozacaktır. Yine görsel birey görerek öğrenmeye önem vermelidir. İşitseller ise çalıştıkları konuları duyacakları şekilde okurlarsa hafızalarında daha çok kalacaktır. Görseller için düzensizlik, başarısızlıktır. Görsel bir öğrenci daha çok notlar tutar. Defterleri, kitapları muntazamdır ve güzel yazı yazarlar. Görsel hatırladığında not aldığı yeri de beyninde canlandıracaktır. İnsanlar Eidetik(Fotoğrafımsı ) belleğe sahiptirler, gördüklerini beyinde depolarlar. Özellikle çocuklarda bu özellik daha gelişmiş düzeydedir. Yetişkinler ise kavramları fotoğraflarlar. Kavramlarla öğrenirler. Çocuklara konular öğretilirken,konularla ilgili fotoğraflar sunulması ve gösterilmesi, alt yapı olarak bilginin şekil ve sembollerle desteklenmesi,öğrenmelerini kolaylaştıracaktır. Yaptığım anketlerden tespitlerim, insanlarımızın çoğunluğu bu üç özelliği bünyelerinde barındırmaktadır. Bu üç özelliklerini geliştirdikleri ve üst seviyelerde kullandıkları takdirde daha başarılı olacaklardır. Türk Milletinin bireyleri, görsel,  işitsel ve kinestetiktirler.

Tanıtımlarda insanların algısı ile oynanmaktadır.İnsanların görsel ve işitsel özelliklerinden dolayı şirketler,reklam firmaları ve sair kuruluşlar, görüntü, sözlerleöğrenmeyi etkilemektedirler ve kitleleri yönlendirmektedirler.Ürünün tanıtımında TV’de, gazete sayfalarında ve reklam panolarında dikkat çekici görseller, sözler ve mizanpajlaryapılmaktadır. Büyük firmalar mağazalarının son derece düzenli ve tertipli olmasına özen gösterirler. Çünkü tertip, düzen görselliğe hitap etmekte, insanların alış verişini arttırmaktadır. Yüzyılımızda insan bağımsız hareket edememektedirİnsanların beğenileri, düşünceleri, kabulleri, retleri, tercihleri ve eylemleri yönlendirilmektedir.Günümüzde gerçekleştirilen etkinlikler ve söylemler insanın algısını etkilemeye yöneliktir. Sistemli, düzenli çalışmalarla bilinçaltlarımız etkilenmektedir. Hayat serüveninde, en küçüğümüzden en büyüğümüze kadar bilinçaltımızı etkileyen,davranışlarımıza yön veren bilinçli ve hedefliyönlendirmelerin içerisindeyiz.

Dikkat, öğrenmenin önemli bir ön koşuludur. Dikkati kontrol etme yeteneğindeki farklılıklar, öğrencinin yaşı, hiperaktifliğizekâsı ve öğrenme güçlükleri ile bağlantılıdır. Dikkat bozuklukları öğrenme güçlükleri ile ilişkilidir. Örneğin hiperaktif öğrencilerde, aşırı motor davranışlar, dikkat dağınıklığı ve düşük akademik başarı görülür. Eğitimciler, sınıf içi etkinlikleri ile öğrencilerin dikkatlerini sürdürmeye yardımcı olurlar. Ders çalışırken kullanılan işaretler, eğiticinin sınıfta hareketli olması, farklı eğitim araçları ve materyallerinin kullanımı, uyarıcı materyaller ve sorular,dikkatin devamını sağlamaktadır. Kavrama, kişi yeterli dikkati göstermediğinde azalır. Dikkat, öğrenmenin amaçlarına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.

Dikkati devam ettirmenin ve sürdürmenin bir yolu da renklerin sihirli gücünü kullanmaktır. Renkli fosforlu kalemlerle, kartonlarla öğrenilen metinleri işaretleyerek, yazarak kavrama odaklanabiliriz. Örneğin; anahtar kavramı tespit ederek bu kavramı kırmızı ile onu açıklayan kısmı mavi veya pembe fosforlu kalemlerle işaretlememiz mümkündür. Renkler, göz aracılığı, sinir hücreleri ile beyne iletilmekte,insan beyninde etkiler meydana getirmektedir. Kırmızı,dikkatimizi çekmektedir. Türk Milletinin, Eşsiz, Emsalsiz, Ebedi gücünü temsil eden bayrağımız, kırmızıdır. Türk Bayrağının bu özelliği düşmanlara yenilgi hissi vermektedir. Bir konuya çalışırken renklerin sihirli gücünü kullanırsak bu durum konuyu algılamamıza yardımcı olacaktır. Ayrıca bildiğiniz gibi, TV’lerde oturum programına katılan konuşmacılar, dikkat çekici parlak renkli kıyafetler giymekten kaçınırlar. Çünkü stüdyo ortamındaki ışık ve ısı yoğunluğundan dolayı izleyiciler parklar renklere aşırı odaklanacak, katılımcıların ve hatiplerin vermek istedikleri mesajın izleyiciler tarafından algılanmasını zorlaştıracaktır.Gerçekleştirdiğim anketlerde, renkli fosforlu kalemlerle metinlere çalışanların başarı seviyelerinin yükseldiği tespit edilmiştir. Renkler, öğrenmeyi ve başarıyı etkilemektedir.

Algılama, duyular aracılığı ile çevreden alınan girdilere anlam katmak demektir. Bir konu üzerinde çalışırken o konu ile ilgili alt ve üst kavramları öğrenirsek algılamamız ve kavramamız daha kolaylaşacaktır. Örneğin “şehir” kavramını öğrenirken bunun altı olarak ilçe, mahalle, köy ve üst olarak metropol ve ülke kavramlarını görsellerle birlikte öğrenmemiz, yapılar ile bilgi edinmemiz, binalar, köprüler, gökdelenler, anıtlar gibi “Şehir” kavramını algılamamızı ve kavramamızı kolaylaştıracaktır. Öğrenciler ders çalışırken kodlama sistemini kullanmalıdır. İnsan zihni bir kütüphanedir. Kütüphane gibi beynimizi de alt ve üst kavramlarda kodlamalıyız. Bu durum öğrenilen bilginin, belleğimizde depolanmasını ve hatırlama esnasında nöronların daha hızlı birbirleri ile işbirliği yapmasını sağlayacaktır.

Konulara çalışırken bir dosyalama sistemi yapmalıdır. Her dosyaya bir sembol ve kod vermelidir. Örneğin şiir ile ilgili bir dosya açılmalıdır ve bununla ilgili çeşitli zaman dilimlerinde öğrendiğimizedindiğimiz bilgileri depolamalıyız. Bu durum daha bilgili olmamızı sağlayacak ve kavramamızı geliştirecektir. Konunun şeması çıkartılmalı ve Hangi bilgi önemlidir? Hangi bilgiler eksiktir? Sorularınıncevapları bulunmalıdır. 

Öğrenmenin önemine inanan kişiler diğerlerine göre daha başarılıdırlar. Başarmak için hedeflerimizi tespit etmeliyiz. Ve hedeflerimizin bizden nasıl bir performans? İstediğinisorgulamalıyız. Bir eğiticinin görevi, öğrencisini belli bir meslek mensubu yapmak değildir. Eğiticilerin görevi öğrencisini, yeteneklerine göre istediği mesleği seçebilecek düzeye getirmektir. Öğrencinin görevi de, hedefine göre performans göstermektir. Tıp hedefleyen bir öğrenci,performansını bu hedefine göre ayarlamalı ve başarı trendiniarttırarak korumalıdır. Zirveye çıkmak zordur, ancak dahazoru orada kalabilmektir. Ayrıca, mesleğe göre kişilikler değil! Kişiliklere göre meslekleri tercih etmeliyiz.

Neden biz ebeveynler, çocuklarımızı tarihe bilgileri ile ışık tutacak, küresel olarak gelecek insanlığın normatif, ahlakideğerlerini arttıracak, yükseltecek, nicel, nitel değerler,kazanımlar sağlayacak, bilim insanları, liderler, sanatçılar, âlimler, sporcular olabilecek potansiyelde görmeyiz? Acabaçocuklarımızı küçümsüyor muyuz? Dünyaya ışık saçan, bilimve insanlık tarihine izler bırakan, Nobel ödüllerini hak eden insanlarımız, Yüce Türk Milletin çocukları değil mi?Çocuklarımıza bu bakış açısıyla yaklaşmalıyız.

Bu yazımızda vurguladığımız öğrenme tekniklerinin her biri kitaplar dolusu bir konu başlığıdır. Öğrenme ve öğretmeteknikleri eğitimciler tarafından bilinmektedir. Aldıkları eğitim bunu gerektirmektedir. Biz, siz sayın okuyuculara veöğrenmek isteyenlere bir ışıkhuzme için ana hatları ile öğrenmeyi etkileyen faktörleri belirtmek istedik. Bilinmesi gerekir ki, düzensizlik, eğitimsizlik, vasatlık, liyakatsizliğe neden olacak, endişeyi tetikleyecektir.

Descartes’in “ Düşünüyorum O halde varım” sözünden önce bizler, düşünülenleri öğrenmeliyiz. Düşünülenleri öğrendikten sonra düşünülmeyenleri düşünmeliyiz.Düşünülenleri öğrenmezsek “Boş boş” düşünürüz. Var olmak istiyorsak varlığımızla insanlığa katkılar sunmalıyız. Bu nedenden dolayı yazımızın başlığını “ Öğreniyoruz, o halde varız” Şeklinde tanımladık

  Bu Yazı Toplam 252 Defa Okunmuştur

 Paylaş
 
 
YORUM EKLE
   
TAVSİYE ET

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

Köşe Yazarları
İdris İSPİROĞLU
HERŞEY BİZDE GİZLİ
HÜSEYİN LİKOĞLU
Diyanet’i Değil Kandil’i Kapat
M.Nihat MALKOÇ
KÖPRÜBAŞI-BEŞKÖY DOSTLUĞU VE KARDEŞLİĞİ
OSMAN ŞAHİN
TÜRKİYE - HOLLANDA HATTINDA..
Gencali ERSOY
Eskileri Geri istiyorum
Sinan Nural ALİÇEBİOĞLU
19 Mayıs 2019
MİKDAT BAL
Beklentim Bahardır
Mustafa ONAY
ÇÖZÜM SÜRECİNE FARKLI BİR BAKIŞ
Alıntı Yazarlar

 

 

Sosyal ağlarda Beşköyü takip et
Copyright © Beskoyluyuz.biz
  ALFABİM MEDYA ve BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ