15 Aralık 2018 Cumartesi
BESOG NEDİR?
İLETİŞİM FORMU
KÜNYE
Mobil Bölüm
FORUM
ÜYE GİRİŞİ
Ana Sayfa Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Tüm Haberler
GÜNCEL
BEŞKÖY GÜNCEL
İLÇEMİZDEN
BİLİM TEKNOLOJİ
YURTTAN
KÜLTÜR SANAT
SİYASET
EKONOMİ
SPOR
YAŞAM
 DİĞER
     
 
KUR’AN DAVRANIŞ İLİŞKİSİ 3- AKIL

sinan_nural@hotmail.com
KUR’AN DAVRANIŞ İLİŞKİSİ 3- AKIL
08 Mart 2018 01:06:15

Yazar : Sinan Nural ALİÇEBİOĞLU
   
   
 
   
     
Yazı boyutunu büyütmek için       

KUR’AN DAVRANIŞ İLİŞKİSİ 3- AKIL

 

            Kur’an insanlardan tefekkür, tedebbür, teemmül, akletme, tezekkür ve tefakkuh gibi her biri düşüncenin bir boyutu olan düşünsel eylemleri istemektedir.

            Tefekkür, delillerden hareketle, imgesi hayale getirilebilecek şeyler konusunda düşünmektir. Tedebbür, işin sonucunu hesaba katarak düşünmektir. Teemmül, çok ince detaylarla ve uzunca düşünmedir. Tezekkür, bilinenlerin hatırlanması biçimindeki düşüncedir. Tefakkuh, sözün maksadını anlama çabasıdır. Akletme ise, eşya ve olaylar arasında alaka kurmadır. ( Bkz Düşünerek inanmak Prof. Dr. Faruk Beşer)

            Düşüncenin davranışlarına neden olduğunu ve beyin -davranış ilişkisini Prof. Dr. Nevzat Tarhan şu şekilde açıklamaktadır” Bir insan hangi konuya yoğunlaşırsa, beyninde onunla ilgili elektromanyetik bir aktivasyon oluşmaktadır. Beyin hücrelerinde mikro tüpler vardır. Bu küçük kanalcıklar ile madde olmayan zihin şeklinde tanımlanan psikonlar, kuantum sıçramaları ile sinirleri uyarmakta ve beyinde hareket meydana gelmektedir. Mesela bir kişi kolunu kaldırmayı düşündüğünde beyninde kolunu kaldırma ile ilgili alan harekete geçer” ( Bkz İnanç Psikolojisi Prof. Dr. Nevzat Tarhan)

            Kur’an aklın birçok işlevine değinmektedir. “ Yaratan yaratmayan gibi midir? Artık iyice düşünmez misiniz?” Nahl 16/17 ayette tezekkür ifadesi kullanılmaktadır. Bu ayetten tezekkürün karşılaştırma, mukayese etme, farklılıkları görebilme, değerlendirme, analiz etme, sonuç çıkartma ve fikir yürütme işlevlerini de kapsadığı görülmektedir.

            Yine Kur’an içten samimiyetle düşünmenin gerçekle örtüşen bir sonuç vereceğini vurgulamaktadır. “ Allah o dur ki size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten bir rızık indiriyor. O ayetleri ancak gönül verip düşünenler anlar” Mü’min 40/13 ayette görüleceği gibi anlama yani tezekkür samimiyet neticesinde sonuç verecek ve gerçeğe uygun bir kavrayış ortaya çıkacaktır. Bu ayetten herhangi bir konuda düşünme eyleminde samimiyetin şart olduğunu samimiyetsiz düşüncelerin istenilen fikirleri doğuramayacağı ve sonuçlar ortaya çıkartamayacağını anlamaktayız. Ayrıca Tezekkürün samimiyeti, odaklanmayı kapsadığı da görülmektedir. Düşünce eylemi içtenlikle, motive olarak ve odaklanarak yapılmalıdır.

            Kur’an da tedebbür bağ kurma, analiz etme, hatırlatma, geçmiş bilgileri düşünme ve mukayese etme anlamları taşımaktadır. “ Hala o kelamı ( Kur’anı) düşünmezler mi? yoksa onlara evvel ki atalarına gelmemiş bir şey mi geldi?” Mü’minun 23/68 Ayette geçen tedebbür, benzerlik kurmaya, mukayese etmeye, hatırlatmaya, analitik düşünmeye, geçmiş ile bağlantı kurmaya, kendilerine ve atalarına verilen değeri düşünme anlamlarında kullanıldığı görülmektedir.

             Kur’an aklın gerçekleri görebilecek bir işlevde olduğunu belirtmektedir. “ Dünya hayatı bir oyun eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise müttakiler için elbette daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? “ En’am 6/32 ayette Akılın iki âlem arasında bağlantı kurması ve bunun sonucunda gerçeği kabul etmesi istenmektedir. Buradan hareketle akıl, bilgiler ve gözlemler arasında bağ kurma yeteneğine sahiptir. Somut bir âlem olan dünya ile görünmeyen ve bilinmeyen bir âlem olan ahiret âlemi arasında bağlantı kurabilecek yetenekte olduğu belirtilmektedir. Çünkü insan henüz ahiret âlemini görmemiştir. Bu durum aklın var olan bir eşya ve olaylardan henüz mevcut olmayan yeni bir fikre, düşünceye ve yargıya ulaşabileceğini göstermektedir.

            Kur’an aklın bir işlevinin de davranışların sonucunu değerlendirme yeteneğinde olduğunu belirtir. “ Ve derler ki Eğer biz dinler ve akıl eder olsaydık bu çılgın ateşliklerin içinde olmazdık” Mülk 67/10 ayette görüleceği üzere cehennemlikler ateşin içinde olmalarını akıllarını kullanmama nedeni ile olduğunu belirtmektedirler. İnsan aklını kullanmayarak ateşin içerisinde yer almıştır. Davranışının sonucunu değerlendirmemiştir. Ateşte olmanın nedeni akılı kullanmamadır. Akıl insanın davranışının sonucunu görebilecek yetenektedir. Cehennemlikler bu işlevi kullanmamışlardır. Akılları ileri görüşlülük ve basiret kendilerine verememiştir. Ayetten akılın davranışların sonucunu görebilecek ve ileri görüşlülüğü gerçekleştirebilecek bir işlevde olduğu anlaşılmaktadır.

            Kur’an aklın bir özelliğinin de manipüle olacağını belirtmektedir. “ Bunların size hemen inanacaklarını mı ümit ediyorsunuz? Bunlardan bir zümre vardır ki Allah’ın kelamını işitirler de akılları aldıktan sonra bile bile tahrif ederlerdi” Bakara 2/75 Ayette belirtilen akılları aldıktan sonra “ Min ba’di ma akaluhu” ifadesi kişinin gerçeği bilerek yanlış davranışlar içerisinde bulunduğunu ifade etmektedir. Bu durum insan aklının manipüle olacağını gerçeği bildiği halde belli düşünceye yönlendirileceğini göstermektedir. İnsan aklının manipüle edilecek özellikte olduğu vurgulanmaktadır. Bu manipüle bilgisizlikle olduğu gibi bilgi ile de gerçekleşecektir.

             Yine Kur’an bilgisizlik ve aklı kullanmama nedeni ile toplumsal, örfi ve geleneksel yanlış davranışların meydana geleceğini belirtmektedir. “ Bilgisizlik ve akılsızlık yüzünden çocuklarını öldürenler ve Allah’ın kendilerini rızıklandırdığı nimetleri Allaha iftira ederek haram ve yasak sayanlar şüphe yok ki ziyan ettiler. Gerçekten saptılar ve doğru yolu bulamadılar” En’am 6/140 ayette doğru bilginin ve aklın önemi vurgulanmaktadır. Doğru olmayan bilgilerin, inanç ve örflerin, cinayete, iftiralara ve çıkarcılığa neden olacağı belirtilmektedir. Bu ayetten ilim, bilgi ve akılın gerçeği göstereceğini, yanlış davranışları ortaya çıkartacağını ve hakkı teslim edeceği anlaşılmaktadır. İster toplumsal ister bireysel olsun suçta bilgisizliğin ve akılsızlığın katkısı belirtilmektedir. Akıl ve bilgisizlik doğruyu yanlış ve çirkin, yanlışı doğru ve güzel gösterebilecek özelliktedir. Bu durum aklın kendi kendine ketler vurmasıdır. Bu engelleri aşmanın tek ve yegâne yolu yine bilgi ve akıldır.

            Kur’an tezekkürün bir manasının da gerçekleri kabul etme, nasihat ve öğüt alma olduğunu belirtmektedir. “ Bundan muhakkak ki akıl sahibi olanlardan başkası öğüt alamaz” Bakara 2/269 öğüt almayı akıl sahiplerine tahsis edilmesi, bilgisizliğin ve düşüncesizliğin nasihatlere olumlu tepki vermemeye neden olacağı sonucunu doğurmaktadır.

            Kur’an aklı beğenmenin akılsızlığa neden olacağını vurgulamaktadır. “ Yine onlara insanların inandığı gibi inanın denilince “ Biz o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız” derler. Doğrusu asıl beyinsizler kendileridir fakat hakikati bilmezler” Bakara 2/13 bu ayetten insan aklını beğenmesinin kendisini gerçekten uzaklaştıracağını, karşıdaki insanları küçük göstereceğini bu akli narsisizmin insanın gerçeklerle arasına ketler vuracağını ve insanı sahte güven duygusuna yöneltileceğini göstermektedir. Buradan hareketle bilgisizlik insanda kendini beğenmişliğe, sahte güven duygusuna ve gerçeklerden uzaklaşmaya neden olacaktır. Bu manada akıl tevazua, gerçeklere ulaşmaya ve sosyal eşitlik duygusunun doğmasına neden olacak bir işleve sahiptir.

            Kur’an bilgilerin gizlenerek insanları gerçeklerden uzaklaştırılacağını, akılların manipüle edileceğine de değinmektedir. “ De ki Musa’nın insanlar için nur ve hidayet olarak getirdiği ve sizin, kâğıt parçaları halinde ortaya çıkardığınız ve çoğunu da gizlediğiniz o kitabı kim indirdi.” En’am 6/91 Bu ayetten anlaşılmaktadır ki din âlimleri, bilim adamları ve toplum mühendisleri tarafından gerçekler gizlenerek toplum manipüle edilmekte, çıkar çevrelerinin istendik düşüncelerine yönlendirilmektedir. Gerçeklerin toplumdan gizlenmesi toplumu gerçekleri gizleyenlerin çıkarlarına uygun olarak hareket etmeye yönelik akli bir operasyondur. Bu çıkarcılık ve menfaatperestlik olarak görülmelidir.  Aklın bir konu, olay veya eşya hakkında hüküm verebilmesi için gerçeklerin tam anlamı ile kendisine sunulması gerekmektedir. Akla gerçekler tam anlamı ile sunulmuyorsa akıl yönlendiriliyor anlamına gelecektir. Bu sebepten bir olay veya kişiler hakkında hüküm verenler olayı bütün yönleri ile değerlendirmelidirler. Aksi tutum ve davranış gerek gerçekleri gizleyen din, bilim adamları gerekse toplum mühendisleri tarafından akılların şahsi çıkarlarına veya menfaat odaklarına uygun davranışlara yönlendirilmesine neden olacaktır. Mü’min 21. yüzyılda son derece dikkatli ve bilgili olmalıdır. Akılları manipüle eden iblisi odakların tuzağına düşmemelidir. Bu iblisi odaklar din âlimleri kisvesi altında da tezahür edebilir.

            Kur’an aklı düşünmeyi etkileyen en önemli unsurunda anlaşılabilecek bir dille konuşulması olduğunu belirtmektedir. “ Biz o kitabı anlayasınız diye Arapça Kur’an olarak indirdik” Yusuf 12/2 Kur’an’ın Arapça indirilmesi Hz Peygamber(sav) ve toplumunun anlamasını sağlamıştır. Buradan anlaşılıyor ki aklı etkileyen bir unsur da anlaşılan bir dille konuşulmasıdır. Hiçbir kitap, yazı okunmamak için yazılmaz. Kur’an da okunmak ve anlaşılmak için indirilmiştir. Kur’an’ın anlaşılmaz olduğunu veya herkesin anlamayacağını iddia edenler toplumu Kur’an dan uzaklaştırdıkları gibi kendi şahsi menfaatlerine yönlendirebilecekleri düşünülmektedir. Kur’an’ın anlaşılmaz olduğunu iddia edenlerin bir amacı da insanları inançsızlığa sürüklemektir. Kur’an’ı anlaşılmaz olduğunu iddia edenlerin yaşam ve menfaatlerine bakmak gerekmektedir. Aksi takdirde toplumun bu müfterilerin menfaatlerine yönlendirilmesi kaçınılmazdır.               

                Kur’an aklı işlevsiz hale getiren, bloke, manipüle eden, akla ketler vuran ve düşünmeyi yok eden diğer bir hususunda akıl dışı örf, geleneksel inanç ve kültür olduğunu belirtmektedir. “ Onlara: Allah’ın indirdiği şeye ve peygambere geliniz denildiği zaman: Babalarımızı üzerinde bulduğumuz bize yeter dediler. Ataları bir şey bilmez ve doğru yola gitmez olsalar da mı? Maide 5/104 Ayette görüleceği üzere bilgisizlikten doğan geleneksel yanlış inanç ve kültürler toplumsal akla ketler vurmaktadır. Akla vurulan bu engeller gerçeğin algılanmasına etki yapmakta dolasıyla inanç gerçekleştirilememektedir. Bu manada akıl kültürün etkisinde kalmaktadır. Olumsuz davranışların kaynağı kültürden etkilenen akıl olmaktadır. Akılın devre dışı bırakıldığı İslam ile bağdaşmayan geleneksel tutum ve davranışlardan dinin sorumlu tutulması son derece yanlış bir yargı olacaktır.

            Kur’an akli yetersizliği olanlara eşyada ve mülkte tasarruf yetkisi ve ehliyeti verilmemesi gerektiğini belirtmektedir. “  Allah’ın idaresini size verdiği malları akılsızlara vermeyin, bunlarda yapacağınız tasarruf ile onları besleyin, giydirin ve kendilerine güzelce nasihat edin” Nisa 4/5 Bu ayetten bütün bireysel ve toplumsal alanlarda birey, akli yetersiz gördüğü kişi veya kişilere mali ve idari tasarruf yetkisini vermemesi gerektiği anlaşılmaktadır. Tasarruf yetkisi verilecek kişiler akli olgunluk içerisinde olmalıdırlar.

            Sonuç olarak insan davranışları bilgisinden, öğrenmesinden, akli seviyesinden, düşünmesinden, aklını etkileyen örf, gelenek ve inançlarından, anlama seviyesinden ve aklı etkileyen kültüründen bağımsız gözükmemektedir. Akıl bilgi ile donatılmalıdır. Felsefenin gereksiz olduğunu iddia edenler, akılları istendik hedeflerine yönlendirebilecekleri unutulmamalıdır. Felsefe aklın bir işlevidir.  Aklın devre dışı bırakılması, sorunların artmasına, bilimsel gerilemeye, yanlış inanç ve kültürlerin dinin ve toplumun işgaline sebep olacaktır. Günümüzde vakıa da bundan ibarettir.

 İslam dünyasında bilimin üretilmemesi, dünyayı etkileyen bilim adamlarını yetiştiremeyişimizin temel nedenlerinden biri de aklın işlevsiz hale getirilmesidir. Aklı manipüle eden fikir ve düşünceler toplumsal akla zincirler vurmaktadır. Bu zincirler özgür düşünceyi yok etmektedir. Akıl özgürlüğün temel taşıdır. Aklı özgür olmayan birey ve toplumların beden ve gelecekleri özgür olamaz. Beyinlerdeki ve kalplerdeki zincirleri kıracak, bireyin ve toplumların özgürleşmesini sağlayacak yegâne unsur akıldır.  Akıl özgürlüğün adıdır. Kur’an ve akıl asla çelişmez. Bu kitapta yer alan bütün ayet, sureler ve konular akla uygundur. Kur’an bireyi ve toplumu özgürleştirir. Kur’an toplumu ve bireyi esaret altına alan, kalplerini ve beyinlerini görünmeyen zincirlere vuran yanlış inanç, fikir, gelenek ve temsilcilerinden uzaklaştırır.  Kur’an özgürlüğün kendisidir. Çünkü Kur’an insanı Tek’e yöneltir. O Tek kalplerdeki ve beyinlerdeki bütün esaretleri kaldırır. O Tek Zatında, Esmasında ve Ef’âlin de Tek Olan Allah ‘tır. Tek, kalplerde ve akıllarda zahir olunca çokluk yok olur. Böylece birey ve toplumlarda her türlü esaret ortadan kalkar. İşte bu durumu gerçekleştirecek olan yegâne unsur Kur’an’ın ışığındaki akıldır.

 İnsan çok okuyarak beynini beslemelidir. Kitaplardan korkulmamalıdır. Çok okumak gerekir. Mevcut felsefi ekoller çağımıza ve geleceğe umut vermemektedir. 18. Ve 19. Yüzyılın çürümeye yüz tutmuş, oksitlenmiş fikirleri ve ekolleri günümüz insanlığına umut olamamaktadır. Felsefeciler, davranış bilimcileri ve beyin adamları yetiştirilmelidir. 21. Yüzyıla hitap edecek din âlimleri yetiştirilmelidir. Din ilimlerini tahsil edenler zeki çocuklardan oluşmalıdır. Din âlimleri cinsiyetlerle değil! Beyinlerle ve kalplerle uğraşmalıdır.  Dikkat edin! Akıllarınızı ve kalplerinizi 21. Yüzyılın çıkar tanrılarının şövalyelerine esir yapmayın. Mutlak hür ve özgür olmak, aklı ve kalbi esaret altına alan bütün çıkar oluşumlarından uzak durmakla mümkündür. Bunun tek yolu bilgi ve akıldır. Gelecek, felsefe, kültür, bilim ve din alanında reformların yapıldığı yüzyıllar olacaktır. Bu reformlar zorunluluktur. Türkiye eğitim, bilim, felsefe, kültür ve din alanında reformları acilen yapmalıdır. Mutlak hürriyet ve özgürlük bu reformlardan geçecektir. Başka hiçbir yol yoktur.

            Kur’an Davranış ilişkisi 1 yazımızda belirttiğimiz “İnsan denge tasarımıdır” ve bu dengeyi korumalıdır. Yine İkinci yazımızda belirttiğimiz gibi insan kalbine ve davranışlarına etki eden ilahi tecelli, ilham ve ilkalar mevcuttur. Son olarak bu yazımızda vurguladığımız gibi insan davranışlarına etki eden en önemli unsurlardan biri de akıldır. Bütün bu unsurlar insanın sağlıklı davranış yapmasını gerçekleştirecektir. İstendik davranışların insanda meydana gelebilmesi için Vücut, beyin, akıl ve kalp birlikteliğinin bütünsellik içerisinde çalışması gerekmektedir. Toplumsal veya bireysel hayatta yaşanan infial yaratan, suç teşkil eden olayları dine, inanca veya toplumun herhangi bir kesimine yüklemek son derece yanlış bir yargı olacaktır. Suç teşkil eden vakalar bilimsel bir çalışma ile analiz edilmeli, suça yönelik eğitim, sağlık, hukuk, psikolojik, sosyolojik,  inanç ve kültürü kapsayacak boyutta samimi ve içten çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmaların devletin gözetiminde konunun uzmanlarının katkısı ile icra edilmesi daha kesin, hızlı ve sağlıklı sonuçlar vermesini sağlayacaktır.

            Söz uzadı, yazılacaklar bitmedi…

            Sağlıklı davranışlar ve yaşam dileklerimle

 

  Bu Yazı Toplam 479 Defa Okunmuştur

 Paylaş
 
 
YORUM EKLE
   
TAVSİYE ET

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

Köşe Yazarları
HALİL GÜNEŞ
HAKARET ETMEDEN TARTIŞALIM
İdris İSPİROĞLU
CANIM KURBAN OLSUN SENİN YOLUNA
HÜSEYİN LİKOĞLU
Diyanet’i Değil Kandil’i Kapat
Yusuf SUİÇMEZ
Askeri Darbe Girişimi ve Sivil Toplum Fırsatı
M.Nihat MALKOÇ
KÖPRÜBAŞI-BEŞKÖY DOSTLUĞU VE KARDEŞLİĞİ
OSMAN ŞAHİN
DEĞİŞİM" İSTEYEN DEĞİŞMEK ZORUNDADIR..
Eyüp ERSOY
Umudumuz ''Dolar ''
Gencali ERSOY
Eskileri Geri istiyorum
Sinan Nural ALİÇEBİOĞLU
HA GAYRET!
Mustafa Mir ÇOLAKOĞLU
SOL TERÖR ÖRGÜTLERİ İLE PKK BİRLEŞTİRİLİYOR MU?
Umut BULUT
Fetö/PDY Yahut Dilenci Mafyasının çöküşü
Melek GÖKSAL
DİYABET NEDİR?
MİKDAT BAL
Ahlaka mugayir !
Mustafa ONAY
ÇÖZÜM SÜRECİNE FARKLI BİR BAKIŞ
MUSTAFA HOŞOĞLU
Ağladım
MUSTAFA YAZICI
YİNE YENİ YILBAŞI GELDİ AMMA KONUĞUNUZ NOEL BABA MI
Nuray KÖSE
TRABZONSPOR’DA OYNAMAK ZOR DA TARAFTARI OLMAK KOLAY MI?
İsmail BAYRAKTAR
Kaderine Bırakılmış Beşköyüm
AHMET BALCI
Şehitlerin İkramı: Kangel Suyu
MEHMET ERGÜN
MUHARREM AYI VE AŞÛRE ORUCU
MAHMUT ÖZKILIÇ
Köleleri Yönetime Ortak Ederler Mi?
Mustafa YAKUPOĞLU
TÜRKİYE'DE YÜKSEK HIZLI TREN
HASAN ÖZDUMAN
SOMA’DA ÇÖKEN NE İDİ?
FARUK KURT
Benden Günah Gitti….
Mustafa KARAALİOĞLU
İktidar nefreti endeksi
Mustafa KUVANCI
TV Haberleri ve Şiddet-Korku Kültürü
HASAN İSPİROĞLU
Zamanı Öldürmek
Hasan AYDIN
NEREDE YANLIŞ YAPTIK?
Ali ERKOL
BEŞKÖY'E BEŞ KALA
HÜSEYİN CAHİT HOŞOĞLU
21 Aralık Ne İfade Ediyor?
Alıntı Yazarlar

 

 

Sosyal ağlarda Beşköyü takip et
Copyright © Beskoyluyuz.biz
  ALFABİM MEDYA ve BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ