26 Nisan 2019 Cuma
BESOG NEDİR?
İLETİŞİM FORMU
KÜNYE
Mobil Bölüm
FORUM
ÜYE GİRİŞİ
Ana Sayfa Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Tüm Haberler
GÜNCEL
BEŞKÖY GÜNCEL
İLÇEMİZDEN
BİLİM TEKNOLOJİ
YURTTAN
KÜLTÜR SANAT
SİYASET
EKONOMİ
SPOR
YAŞAM
 DİĞER
     
 
MUHARREM AYI VE AŞÛRE ORUCU
MUHARREM AYI VE AŞÛRE ORUCU
24 Ekim 2014 21:45:50

Yazar :
   
   
 
   
     
Yazı boyutunu büyütmek için       

MUHARREM AYI VE AŞÛRE ORUCU

 

        Her dinin kutsal ilân ettiği bazı günler, aylar ve zaman dilimleri vardır.  Bir görüşe göre, “Yemin olsun on geceye”  (Fecr,89/2) âyetinde kastedilen Muharrem ayı ve ilk on geceleri de İslâm’ın kutsadığı zaman dilimlerindendir. 

        Kur’ân-ı Kerîm’de Muharrem ayının hürmetine ilişkin olarak  “Şüphesiz, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. (Haram ayları) ertelemek, sadece kâfirlikte ileri gitmektir. Çünkü onunla, kâfir olanlar saptırılır. Allah’ın haram kıldığının sayısını bozmak ve O’nun haram kıldığını helâl kılmak için (haram ayını) bir yıl helâl sayarlar, bir yıl da haram sayarlar. (Böylece) onların kötü işleri kendilerine güzel gösterilmiştir. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez”   (Tevbe,9/36–37) buyrulmaktadır.

        Hz. Peygamber (s.a.v) de Muharrem ayını “Allah’ın ayı” olarak nitelendirmiş ve Ramazan’dan sonraki en faziletli orucun bu ayda tutulan oruç olduğunu ifade ederek (Bkz: Müslim, Sıyâm, 202-203),  “Yıl on iki aydır. (1) Bunlardan dördü haramdır ki; üçü birbirinin ardında Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, biri de Cumâdâ ile Şa’bân arasındaki Recep ayıdır” (Müslim, Kasâme, 29) buyurmuşlardır.

        Hz. Âdem (a.s)’dan beri müstesna bir gün olarak tanınan Muharrem’in onuncu gününe aşûre günü denir. Arapça  “aşr” veya “âşir” kelimelerinden türetilmiş olan “aşûre”, onuncu gün demektir. On Peygamber’in kurtuluş mucizeleri 10 Muharrem’de cereyan etmiştir. Hz. Âdem’den başlayarak birçok Peygamber’in zorlukları yenip düşmanlarından kurtulmaları gibi hayırlı olaylar (2)  10 Muharrem’de yaşanmıştır. Bu sebeple Muharrem ayı ve özellikle de onuncu günü insanlığın sıcak ilgisine mazhar olmuştur.  “Kureyşliler de Kâbe’nin örtüsünü aşûre gününde değiştirirlerdi.”  (Bkz: Ahmed b. Hanbel, c.VI, s.244)  Ayrıca Ashâb’ın ilk hicreti de bu ayda gerçekleşmiş, ilk muhacir kafilesi Muharrem ayında yola çıkmıştı.

        10 Muharrem’de üzücü olaylar da cereyan etmiştir. Hz. Hüseyin (r.a) ve aziz Ehl-i Beyt’inin yetmiş iki eşsiz büyüğü de hicrî 10 Muharrem h. 61/m. 680 yılında Kerbelâ’da şehit edilmişti. Caferilerce Muharrem’in onuncu gününün matem günü ilân edilmesi bundandır. (3)

        Resûlüllah (s.a.v) Medine’ye hicret buyurduklarında Yahudilerin Hz. Musa (a.s)’ın Firavun’dan kurtuluşlarını yâd etmek maksadıyla oruç tuttuklarını görünce,  “Biz, Musa’nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz” (Buhârî, Savm, 69; Müslim, Savm, 127)  buyurarak bu günlerde oruç tutulmasını emretmişti.  Ramazan orucunun farz kılınmasından sonra ise bu oruç isteğe bağlı şekline dönüşmüştür.

        Hz. Peygamber (s.a.v) aşûre gününde tutulacak orucun faziletiyle ilgili olarak “Aşûre günü orucunun, bir önceki yılın günahlarına keffâret olmasını Allah’tan umarım”  (Tirmizî, Savm, 48) buyurdular. Aşûre gününü bir öncesi veya bir sonrası günle oruçlu geçirmek sünnettir. Hz. Peygamber Muharrem ayının 9, 10 ve 11. günlerinde ashabına oruç tutmalarını tavsiye etmişlerdi. Hz. Âişe (r.a)’nın rivayetine göre  “Hz. Peygamber aşûre günü oruç tutulmasını emretti; Ramazan orucu farz kılınınca, dileyen aşûre günü oruç tuttu, dileyen tutmadı.”  (Buhârî, Savm, 69.)  “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan aşûre orucudur”  (Müslim, Savm, 38) hadîs-i şerîfi de aşûre orucunun önemini belirtir. (*)   
        “Her kim aşûre gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenâb-ı Hak da bütün sene boyunca onun rızkına bolluk ve bereket ihsan eder.”  (Muhtâru’l Ehâdîs’in Nebeviyye, es-Seyyid Ahmed el-Hâşimî, Ter: A. Aydın, A. Fikri Yavuz, 5. Baskı, İstanbul, 1981, Hadis No: 1253.)

        Rivayete göre Muharrem’in 10’unda Hz. Nuh’un gemisi sulardan kurtularak Cûdî Dağı’nda karaya çıkmış, bu kurtuluşa şükür olsun diye geminin ambarında kalan tahılları çıkarıp özel bir tatlı yaparak gemi sakinleri aralarında paylaşmışlardı. İşte bu tarihî olayı her yıl 10 Muharrem’de bir daha hatırlamak niyetiyle aynı tatlı yapılarak eş-dost, konu-komşu ile yeniden bir kaynaşma ve hediyeleşme vesilesi yapılmaktadır.

        Aşûre gününde oruç tutmanın fazileti konusunda sahih hadislerin bulunmasına karşılık o gün yıkanmak, gözlere sürme çekmek, süslenmek, kına yakmak, bayramlaşmak, hububat karışımı aş  (aşûre) pişirmek, sadaka vermek, mescitleri ziyaret etmek, kurban kesmek gibi fiiller hakkında sahih bir rivayete rastlanmamıştır.

 

KAYNAKLAR

*- Bkz: Vâiz Mehmet ERGÜN, Anlatan Ve Dinleyenler İçin Kaynaklarıyla

100 Konuda 100 Vaaz (Antolojik Bir Araştırma), Enes Sarmaşık Yayınları, İstanbul, 2010, “Ehl-i Beyt’e İlişkin İbret Vesikaları”, s. 249–255.

- Bkz: “Aşure”, Prof. Dr. Yunus Şevki Yavuz, DİA, c. IV, s. 25–26.

- Bkz: “Muharrem Ayı”,  Hutbe, DİB,  27 Şubat 2004.

**- Bu  “on gece” nin Zilhicce veya Muharrem aylarına ait olduğu veya Ramazan’ın son on gecesi olduğu rivayet edilmiştir.

(Bkz: Kur’ân-ı Kerîm Ve Muhtasar Meâli, Heyet (Hayrat Neşriyat), İstanbul, 2001, s. 592.)

1-Kamerî yıla göre aylar sırasıyla: Muharrem, Safer, Rebîu’l Evvel, Rebîu’l Âhir, Cemâziye’l Evvel, Cemâziye’l Âhir, Recep, Şa’bân, Ramazân, Şevvâl, Zilkâde, Zilhicce aylarıdır.

        (Zilkâde, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarının hürmeti eskiden beri Araplarca kabul edile gelmiştir. Bu aylarda savaşmazlardı.)

2- Arşın, meleklerin, yerlerin, göklerin ve Hz. Âdem’in bu günde yaratıldığı;

Hz. Âdem’in ve Hz. Davut’un tevbelerinin bu günde kabul edildiği;

Hz. Nuh’un gemisinin Cûdî Dağı’na bu günde oturduğu (Hûd,11/25–43);

Hz. Yunus’un balığın karnından bu günde sahile çıkarıldığı;

Hz. İbrahim, Hz. İsmail, Hz. Musa ve Hz. İsa’nın bu günde doğdukları;

Hz. İbrahim’in Nemrut’un ateşinden bu günde kurtulduğu;

Hz. Yusuf’un bu günde kuyudan kurtulduğu;

Hz. Yakup’un oğlu Yusuf’a bu günde kavuştuğu ve gözlerinin görmeye başladığı;

Hz. Eyüp’ün hastalıktan bu günde şifa bulduğu;

Hz. Musa’yla inananlar bu günde denizden yol bulup kurtulurken Firavun ve ordusu boğulmuş;

Hz. Süleyman’a bu günde mülk verildiği;

Hz. İsa’nın bu günde göklere çekildiği;

Hz. Peygamber (s.a.v)’in geçmiş ve gelecek günahlarının affedileceği müjdesinin bu günde verildiği;

Hz. Hüseyin Efendimiz’in (h. 61/m. 680)  10 Muharrem günü Kerbelâ’da şehit edilmesi;

Düştü Hüseyn atından sahrâ-yı Kerbelâ’ya,

Cibrîl var haber ver Sultân-ı Enbiyâ’ya.

Musa Kâzım Paşa (1831-1889)

Yıllar geçiyor ki yâ Muhammed,

Aylar bize hep Muharrem oldu!

Akşam ne güneşli bir geceydi;

Eyvâh o da leyl-i mâtem oldu!

M. Âkif Ersoy (1873-1936)

Bugün mâh-ı Muharrem’dir, muhibb-i hânedân ağlar.
Bugün Eyyâm-ı mâtemdir, bugün âb-ı revân ağlar.
Hüseyn-i Kerbelâ’yı elvân eden gündür.
Bugün Arş-ı muazzamda olan âli dîvân ağlar.

Alvarlı Efe Hazretleri (1868-1956)

3- İslâm büyükleri; Cemel Vak’ası (h.36/m.656), Sıffîn Savaşı (h.37/m.657) ve Kerbelâ Hadisesi (h.61/m.680) gibi gönül yakıcı, vicdan sızlatıcı olayları enine boyuna anlatıp da zihinlerde yeniden bir kargaşa meydana getirmeyi uygun bulmamışlardır. Ömer b. Abdülaziz (m.679–720/h.60–101) (r.a)’ın da bu konuda susturucu sözü yol göstericidir: “Allah Teâlâ, bizim elimizi o kanlı olaylardan temiz tuttu, biz de dilimizi temiz tutar, ileri geri konuşmaktan çekiniriz!”

(http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=494340–26 Kasım 2010.)

İmâm Şâfiî (h.150–204/m.767-820)’ye de Sıffîn Savaşı sorulunca “Allah Teâlâ, bizim ellerimizi onların kanlarına bulaşmaktan korumuştur. Artık dillerimizi de onların kanlarına daldırmak istemeyiz” demiştir.

(Ashâb-ı Kirâm Hakkında Müslümanların Nezih İtikatları, Hz. Muâviye Hakkında Suallere Cevaplar, Ö. Nasuhi Bilmen, Bilmen Yayınevi, Tarihsiz, s.127.)

*- “Ramazan ayından sonra tutulan oruçların en hayırlısı, Allah’ın ayı olan Muharrem’de tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz ise geceleyin kılınan namazdır.” 

(Müslim, Sıyâm, 202.)

 

 

                                                                                                                     Mehmet ERGÜN

                                                                                                                     Kdz. Ereğli Vaizi

 

 

 

 

 

  Bu Yazı Toplam 1680 Defa Okunmuştur

 Paylaş
 
 
YORUM EKLE
   
TAVSİYE ET

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

Köşe Yazarları
İdris İSPİROĞLU
ÇAMLICA CAMİİ İSRAF MIDIR?
HÜSEYİN LİKOĞLU
Diyanet’i Değil Kandil’i Kapat
M.Nihat MALKOÇ
KÖPRÜBAŞI-BEŞKÖY DOSTLUĞU VE KARDEŞLİĞİ
OSMAN ŞAHİN
AK PARTİ NEREDE YANLIŞ YAPTI ?
Gencali ERSOY
Eskileri Geri istiyorum
Sinan Nural ALİÇEBİOĞLU
KUR’AN VE GÜZEL HAYAT
MİKDAT BAL
Beklentim Bahardır
Mustafa ONAY
ÇÖZÜM SÜRECİNE FARKLI BİR BAKIŞ
Alıntı Yazarlar

 

 

Sosyal ağlarda Beşköyü takip et
Copyright © Beskoyluyuz.biz
  ALFABİM MEDYA ve BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ