12 Aralık 2017 Salı
BESOG NEDİR?
İLETİŞİM FORMU
KÜNYE
Mobil Bölüm
FORUM
ÜYE GİRİŞİ
  • Online Satış
Ana Sayfa Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Tüm Haberler
GÜNCEL
BEŞKÖY GÜNCEL
İLÇEMİZDEN
BİLİM TEKNOLOJİ
YURTTAN
KÜLTÜR SANAT
SİYASET
EKONOMİ
SPOR
YAŞAM
 DİĞER
     
 
BEŞKÖY'E BEŞ KALA
BEŞKÖY'E BEŞ KALA
07 Nisan 2013 18:46:11

Yazar : Ali ERKOL
  BEŞKÖYE BEŞ KALA 
   
 
   
     
Yazı boyutunu büyütmek için       

BEŞKÖY'E BEŞ KALA


    Esas itibariyle Sürmene ilçesi iki ana vadi ile güneye açılır.  Bunlardan birisi Küçükdere vadisi, diğeri ise Manahoz vadisi. Manahoz vadisi daha çok dini eğitimiyle öne çıkmıştır. Özellikle Beşköy Beldesi. O zamanlar ciddi bir dini eğitim almak isteyenlerin yolu mutlaka buradan geçmiştir. Bundan daha fazlasının olduğunu daha sonra fark edecektim. Henüz ilkokulu bitirmiş körpe bir çocuktum. Hayatımı baştan sona değiştirecek ilk adımı attığımın pek te farkında değildim. Sırlarla dolu bir maceranın başındaydım. Nereye gideceğim, nasıl gideceğim, kimlerle karşılaşacağım, başıma neler gelecek bunları yaşayarak öğrenecektim.    


      12 Eylül 1980... Ilık ılık esen sonbahar melteminin ağaç yapraklarını ters yüz ettiği bir kuşluk vaktinde yola koyulmuştuk. O gün memleketin kaderinin de ters yüz olduğunu daha sonra anlayacaktım. Erken yola çıkmak gerekiyordu, çünkü yolumuz zorlu, bilinmezlerle dolu ve çok uzaktı. Araba mı dediniz, ayaklarımız kadar yaygın ve ayaklarımız kadar ucuz değildi arabalar. Taban gücü ve dualarla ilerliyorduk, daha doğrusu ritmik bir şekilde iniyorduk çıkıyorduk bitmek tükenmek bilmeyen dereleri tepeleri... Rahmetli babam önümde adeta hayatın tüm zorlukları sert ve kararlı adımlarla aşılır der gibi bir asker edasıyla yürüyordu. O günlerde ona ayak uydurduğum ölçüde bu hayata tutunacağımın farkında olmasam da.


    Kuş sesleri derenin hışıltısına karışıyordu... Evet burası Küçükdere... Çilenin, yoksulluğun, hasretin harmanlandığı bir vadi. Adeta dereyle yoldaşlık eden yanı başında uzayıp giden araba yoluna daracık taş köprüden kendimizi attığımızda, anlamıştım yeni bir yola girdiğimi, yaşadığım, yüreğimi bıraktığım topraklara elveda ettiğimi. Toprak dediğime bakmayın en çok ta canım anamdan koptuğumu derinden hissetmiştim... Adeta boğazım düğümlenmişti ve birkaç damla gözyaşıma mani olamamıştım.


   Başımı kaldırdığımda köprünün yolla kavuştuğu yerde tüfeklerini bize doğrultmuş iki asker duruyordu. Dur... Kimsiniz?... Nere gidiyorsunuz?... Korkudan adeta yere mıhlanmıştık. Babam, asker ağa bu çocuğu kuran öğrenmeye götürüyorum, biz bu köydeniz, zaten bizi tanırsınız. Asker, amca duymadınız mı darbe oldu, sokağa çıkmak yasak. Askerin lafı biter bitmez zor duyulan bir sesle eyvah sözü çıktı babamın ağzından, bu sözün derin manasını yıllar sonra anlayacaktım. Askerler bizlere kötü davranmadılar, hatta arabalarına alarak Vunit (Oylum) Köyüne kadar götürdüler. Yol sırasında babama, artık geceleri sokağa çıkmanın yasak olduğundan, aksi davrananların karakola götürüleceğinden bahsedip durdular, anlayamamıştım,  biz köyde sokak evin odaları arasındaki boşluğa () deriz. Sokağa çıkamazsak tuvalete nasıl gidecektik, vallahi hiçbir şey anlamamıştım.


   Vunit (Oylum) Köyünün karşı yamacından bulunan Oviya (Yazıoba) köyünden tırmanışımıza devam ettik. İlk hedef, ilk mola yeri Kavadüzü. Açlık ve yorgunluktan adeta ayaklarım bir birine dolaşıyor ara sıra düşüyordum. Babam hep az kaldı dese de bir metre bir mil kadar uzun geliyordu bana. Orman örtüsü seyrelmiş, çayırlar sıklıkla görülür olmuştu. Madur'dan esen serin rüzgar, duman çisesini tokat gibi vuruyordu yüzümüze... Dağ havasını, açlığı ve yorgunluğu derinden hissediyorduk artık. Evet sislerin arasından, sırt üstünde birkaç bina hayal meyal görünmüştü. Babam korkma bak geldik, burası Kavadüzü. Hani evden sana göstermiştim ya, karşı dağın tepesinde bir ışık yanıyordu geceleri, işte orası burası. Bir açıp bir kapanan sislerin arasında sakız gibi çamurlarla balyoz gibi olmuş ayaklarımızla kaplumbağa adımlarıyla ilerliyorduk. Evet nihayet birkaç insan gördüm, bu dağlarda bizden başka yaşayanlar da varmış. Aha bir de bakkal varmış, bakkalda üzüm, yanında beton helva, yanında altın gibi parlayan sarı kurabiyeler, çarşı ekmeği de varmış. Cennet nimetleri dedikleri herhalde bunlardır.


   Bakkalın kapısında iki kolunu kapı kasasına dayamış kara yağız, sakal gibi bıyığıyla bir adam duruyordu. Azcık korktuğumu itiraf edeyim.


Babam    : -- Selamun Aleyküm Pala.


Pala Dayı: -- Ooo hoş geldin Koloğlu, hayırdır ne işin var buralarda?


Babam    : -- Bu uşağı okutmaya götürüyorum Büyükdoğanlı'ya...


Pala Dayı :-- Oku oku yavrum,  büyük adam ol.


  Biraz rahatlamıştım,  korkulacak birisi değilmiş Pala Dayı. O gün bu gündür tanışıklığımız,   dostluğumuz devam eder. Bitişikteki çay ocağına geçtik, biraz helva, yarım çarşı ekmeği ikişer bardak çay... Hayatımda yediğim en lezzetli yemekti. Ama aklım yine de o sarı kurabiyelerde kalmıştı. Babama da söyleyemedim, zaten bizim zamanımızda babalara her şey söylenmezdi. Bakışlarımdan anlamıştı derdimi Pala Dayı. Bir tane verdi bana. Çok sevinmiştim. Böyle bir tad yoktu dünyada, bitmesin diye Büyükdoğanlı Köyü'ne kadar azcık azcık ısırdım. Öğle mi ikindi mi hatırlamıyorum, bir vakit namaz kılmıştık Kavadüzü Camiinde. Artık karnımız tok, yolumuz ise inişti, bekle bizi Manahoz deresi, Aspalo, Fucaniyoz... Geliyoruz bir geleceğe bilmeden, bilinmeden.


(Devam Edecek)

  Bu Yazı Toplam 1886 Defa Okunmuştur

 Paylaş
 
 
YORUM EKLE
   
TAVSİYE ET

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

Köşe Yazarları
HALİL GÜNEŞ
HAKARET ETMEDEN TARTIŞALIM
İdris İSPİROĞLU
KUDÜS’ÜN SAHİBİ VAR!
HÜSEYİN LİKOĞLU
Diyanet’i Değil Kandil’i Kapat
Yusuf SUİÇMEZ
Askeri Darbe Girişimi ve Sivil Toplum Fırsatı
M.Nihat MALKOÇ
KÖPRÜBAŞI-BEŞKÖY DOSTLUĞU VE KARDEŞLİĞİ
OSMAN ŞAHİN
İYİ Mİ KÖTÜ MÜ ? GÖRECEĞUK YAKINDA..
Metin KOL
OKUL MÜDÜRÜMÜZ METİN KOL YAZDI “ GERÇEKÇİ OLMAK “
Eyüp ERSOY
Umudumuz ''Dolar ''
Gencali ERSOY
NE KADAR UZAKTAN KUMANDALI KAHPE VARSA TÜRKİYE’YE TEHD
Sinan Nural ALİÇEBİOĞLU
Gündüzü geçim vakti yaptık
Mustafa Mir ÇOLAKOĞLU
SOL TERÖR ÖRGÜTLERİ İLE PKK BİRLEŞTİRİLİYOR MU?
Umut BULUT
Fetö/PDY Yahut Dilenci Mafyasının çöküşü
Melek GÖKSAL
DİYABET NEDİR?
MİKDAT BAL
BİLMİYOR!
Mustafa ONAY
ÇÖZÜM SÜRECİNE FARKLI BİR BAKIŞ
MUSTAFA HOŞOĞLU
Ağladım
MUSTAFA YAZICI
YİNE YENİ YILBAŞI GELDİ AMMA KONUĞUNUZ NOEL BABA MI
Nuray KÖSE
TRABZONSPOR’DA OYNAMAK ZOR DA TARAFTARI OLMAK KOLAY MI?
İsmail BAYRAKTAR
Kaderine Bırakılmış Beşköyüm
AHMET BALCI
Şehitlerin İkramı: Kangel Suyu
MEHMET ERGÜN
MUHARREM AYI VE AŞÛRE ORUCU
MAHMUT ÖZKILIÇ
Köleleri Yönetime Ortak Ederler Mi?
Mustafa YAKUPOĞLU
TÜRKİYE'DE YÜKSEK HIZLI TREN
HASAN ÖZDUMAN
SOMA’DA ÇÖKEN NE İDİ?
FARUK KURT
Benden Günah Gitti….
Mustafa KARAALİOĞLU
İktidar nefreti endeksi
Mustafa KUVANCI
TV Haberleri ve Şiddet-Korku Kültürü
HASAN İSPİROĞLU
Zamanı Öldürmek
Hasan AYDIN
NEREDE YANLIŞ YAPTIK?
Ali ERKOL
BEŞKÖY'E BEŞ KALA
HÜSEYİN CAHİT HOŞOĞLU
21 Aralık Ne İfade Ediyor?
Alıntı Yazarlar

 

 

Sosyal ağlarda Beşköyü takip et
Copyright © Beskoyluyuz.biz
  ALFABİM MEDYA ve BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ