| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
30.05.2005 |
|
Şehir:
Zonguldak |
| |
|
| Mustafa -/- Tarih :05-9-2010 Pazar | 20 : 37 55 |
|
Kadir Geceniz Mübarek Olsun |
Kadir Geceniz Mübarek Olsun
Özel hayatımızda maneviyatın, sosyal hayatta dostluk, kardeşlik ve dayanışma duygularının yoğun bir şekilde yaşanmasına vesile olan, pek çok güzelliği ve bereketi bünyesinde barındıran, ilahî af ve mağfiret dileklerini zirveye taşıyan, şükran hislerimizi canlandırarak bizlere yoksulların, çaresizlerin halinden anlama şuuru veren ve "sabır" denilen yüksek ahlakî meziyetimizi geliştiren oruç ibadetiyle geçirdiğimiz rahmet ve bereket mevsimi Ramazan ayının sonuna yaklaşırken, bu gece Kuran-i Kerim'de "bin aydan daha hayırlı" olduğu bildirilen Kadir Gecesini idrak etmenin sevinç ve mutluluğunu yaşamaktayız.
Bu duygu ve düşüncelerle tüm insanlığın ve İslâm aleminin Kadir Gecesi'ni tebrik ediyor; gecenin ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa huzur getirmesini diliyorum
Mustafa ONAY |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
28.09.2006 |
|
Şehir:
_Yurtdışı_ |
| |
|
| mustafa -/- Tarih :05-9-2010 Pazar | 15 : 07 38 |
|
kadir gecesi |
| Kuran-ı Kerim'de Kadir Gecesi için Leyletül kadri hayrun min elfi şehrin yani Kadir Gecesi bin aydan hayırlı bir gecedir diye buyuruluyor. Bu nedenle bu geceyi ihya edelim.. Kadir geceniz hayırlı olsun . bu gece dün mazlumken bize sahib cıkan ,ve bügün mazlum olan pakıstanlı din kardeşlerimizi hem madden hema manen unutmayalım .allah hebimizin yar ve yardımcısı olsun. |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
18.07.2006 |
|
Şehir:
Trabzon |
| |
|
| musa ersoy -/- Tarih :04-9-2010 Cumartesi | 13 : 08 22 |
|
KADİR GECESİ VE BAYRAM |
| EVVELİ RAHMET ORTASI MAĞFİRET VE SONU İSE CEHENNEM AZABINDAN KURTULUŞ OLAN MÜBAREK RAMAZAN-I ŞERİFİN SON GÜNLERİNİ YAŞAMAKTAYIZ.BU MÜBAREK AYIN İÇERİSİNDE BİZE HEDİYE EDİLEN KADİR GECESİNİN TÜM DÜNYA İSLAM ALEMİNE HAYIRLARA VESİLE OLMASINI CENAB-I ALLAH'TAN NİYAZ EDERİM.RTÜM HEMŞERİLERİMİN VE İSLAM ALEMİNİN RAMAZAN BAYRAMINI TEBRİK EDERİM. |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
18.03.2007 |
|
Şehir:
Trabzon |
| |
|
| GENCALİ -/- Tarih :28-8-2010 Cumartesi | 09 : 41 29 |
|
Herkes Anayasa değişikliği ve referandum hakkında doğru yada yanlış bir şeyler söylüyor |
Herkes Anayasa değişikliği ve referandum hakkında doğru yada yanlış bir şeyler söylüyor.birçok kişi ise değişen maddeleri okumadan başkalarının yorumlarıyla yanlış bilgiler edinip bunları forumlarda paylaşıyor. bunun için metnin taamını buraya koymayı uygun buluyorum..herkes okuyup kendi kararını kendisi versin.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN Kanun No. 5982 Kabul Tarihi: 07.05.2010
MADDE 1 – 07.11.1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasına "Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz." cümlesi ve maddeye bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz."
MADDE 2 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 20 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir."
MADDE 3 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 23 üncü maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir."
MADDE 4 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 41 inci maddesinin kenar başlığı "I. Ailenin korunması ve çocuk hakları" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
"Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.
Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır."
MADDE 5 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 51 inci maddesinin dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 6 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 53 üncü maddesinin kenar başlığı "A. Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı" olarak değiştirilmiş, üçüncü ve dördüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
"Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler.
Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.
Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir."
MADDE 7 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 54 üncü maddesinin üçüncü ve yedinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 8 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 74 üncü maddesinin kenar başlığı "VII. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı" şeklinde değiştirilmiş, maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
"Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.
Kamu Baş denetçisi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gizli oyla dört yıl için seçilir. İlk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan aday seçilmiş olur.
Bu maddede sayılan hakların kullanılma biçimi, Kamu Denetçiliği Kurumunun kuruluşu, görevi, çalışması, inceleme sonucunda yapacağı işlemler ile Kamu Baş denetçisi ve kamu denetçilerinin nitelikleri, seçimi ve özlük haklarına ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir."
MADDE 9 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 84 üncü maddesinin son fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 10 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 94 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"İlk seçilenlerin görev süresi iki yıldır, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise o yasama döneminin sonuna kadar devam eder."
MADDE 11 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125 inci maddesinin ikinci fıkrasına "Ancak, Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır." şeklindeki cümle eklenmiş ve dördüncü fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz."
MADDE 12 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 128 inci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır."
MADDE 13 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz."
MADDE 14 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 144 üncü maddesi kenar başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"G. Adalet hizmetlerinin denetimi
MADDE 144 – Adalet hizmetleri ile savcıların idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca denetimi, adalet müfettişleri ile hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler; araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri ise adalet müfettişleri eliyle yapılır. Buna ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir."
MADDE 15 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 145 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 145 – Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür.
Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askerî mahkemelerde yargılanamaz.
Askerî mahkemelerin savaş halinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; kuruluşları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adlî yargı hâkim ve savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.
Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri, askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin görevli bulundukları komutanlıkla ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir."
MADDE 16 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 146 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 146 – Anayasa Mahkemesi onyedi üyeden kurulur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.
Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.
Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurulları ile Yükseköğretim Kurulundan Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde, her boş üyelik için, bir üye ancak bir aday için oy kullanabilir; en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde de her bir baro başkanı ancak bir aday için oy kullanabilir ve en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.
Anayasa Mahkemesine üye seçilebilmek için, kırk beş yaşın doldurulmuş olması kaydıyla; yükseköğretim kurumları öğretim üyelerinin profesör veya doçent unvanını kazanmış, avukatların en az yirmi yıl fiilen avukatlık yapmış, üst kademe yöneticilerinin yükseköğrenim görmüş ve en az yirmi yıl kamu hizmetinde fiilen çalışmış, birinci sınıf hâkim ve savcıların adaylık dahil en az yirmi yıl çalışmış olması şarttır.
Anayasa Mahkemesi üyeleri arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve iki başkanvekili seçilir. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.
Anayasa Mahkemesi üyeleri aslî görevleri dışında resmi veya özel hiçbir görev alamazlar."
MADDE 17 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 147 nci maddesinin kenar başlığı "2. Üyelerin görev süresi ve üyeliğin sona ermesi" şeklinde, birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Anayasa Mahkemesi üyeleri oniki yıl için seçilirler. Bir kimse iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemez. Anayasa Mahkemesi üyeleri altmış beş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. Zorunlu emeklilik yaşından önce görev süresi dolan üyelerin başka bir görevde çalışmaları ve özlük işleri kanunla düzenlenir."
MADDE 18 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin sonuna "ve bireysel başvuruları karara bağlar" ibaresi, üçüncü fıkrasındaki "Cumhurbaşkanını," sözcüğünden sonra gelmek üzere "Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını," ibaresi eklenmiş, beşinci fıkrası "Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilir. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucunda verdiği kararlar kesindir." şeklinde değiştirilmiş, maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar ve üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere "Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanırlar." şeklinde yeni bir fıkra eklenmiştir.
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.
Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.
Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir."
MADDE 19 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 149 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 149 – Anayasa Mahkemesi, iki bölüm ve Genel Kurul halinde çalışır. Bölümler, başkanvekili başkanlığında dört üyenin katılımıyla toplanır. Genel Kurul, Mahkeme Başkanının veya Başkanın belirleyeceği başkanvekilinin başkanlığında en az oniki üye ile toplanır. Bölümler ve Genel Kurul, kararlarını salt çoğunlukla alır. Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi için komisyonlar oluşturulabilir.
Siyasî partilere ilişkin dava ve başvurulara, iptal ve itiraz davaları ile Yüce Divan sıfatıyla yürütülecek yargılamalara Genel Kurulca bakılır, bireysel başvurular ise bölümlerce karara bağlanır.
Anayasa değişikliğinde iptale, siyasî partilerin kapatılmasına ya da Devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğu şarttır.
Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları Anayasa Mahkemesince öncelikle incelenip karara bağlanır.
Anayasa Mahkemesinin kuruluşu, Genel Kurul ve bölümlerin yargılama usulleri, Başkan, başkanvekilleri ve üyelerin disiplin işleri kanunla; Mahkemenin çalışma esasları, bölüm ve komisyonların oluşumu ve işbölümü kendi yapacağı İçtüzükle düzenlenir.
Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalar dışında kalan işleri dosya üzerinde inceler. Ancak, bireysel başvurularda duruşma yapılmasına karar verilebilir. Mahkeme ayrıca, gerekli gördüğü hallerde sözlü açıklamalarını dinlemek üzere ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları çağırabilir ve siyasî partilerin kapatılmasına ilişkin davalarda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından sonra kapatılması istenen siyasî partinin genel başkanlığının veya tayin edeceği bir vekilin savunmasını dinler."
MADDE 20 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 156 ncı maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Askerî Yargı tayın kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir."
MADDE 21 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 157 nci maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir."
MADDE 22 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 159 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 159 – Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yirmi iki asıl ve oniki yedek üyeden oluşur; üç daire halinde çalışır.
Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabii üyesidir. Kurulun, dört asıl üyesi, nitelikleri kanunda belirtilen; yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca, üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca, iki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca, bir asıl ve bir yedek üyesi Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından, yedi asıl ve dört yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından adlî yargı hâkim ve savcılarınca, üç asıl ve iki yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından idarî yargı hâkim ve savcılarınca, dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.
Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde yapılır. Cumhurbaşkanı tarafından seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan Kurul üyeliğinin boşalması durumunda, boşalmayı takip eden altmış gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır. Diğer üyeliklerin boşalması halinde, asıl üyenin yedeği tarafından kalan süre tamamlanır.
Yargıtay, Danıştay ve Türkiye Adalet Akademisi genel kurullarından seçilecek Kurul üyeliği için her üyenin, birinci sınıf adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları arasından seçilecek Kurul üyeliği için her hâkim ve savcının; ancak bir aday için oy kullanacağı seçimlerde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilir. Bu seçimler her dönem için bir defada ve gizli oyla yapılır.
Kurulun, Adalet Bakanı ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı dışındaki asıl üyeleri, görevlerinin devamı süresince; kanunda belirlenenler dışında başka bir görev alamazlar veya Kurul tarafından başka bir göreve atanamaz ve seçilemezler.
Kurulun yönetimi ve temsili Kurul Başkanına aittir. Kurul Başkanı dairelerin çalışmalarına katılamaz. Kurul, kendi üyeleri arasından daire başkanlarını ve daire başkanlarından birini de başkanvekili olarak seçer. Başkan, yetkilerinden bir kısmını başkanvekiline devredebilir.
Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.
Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılır. Soruşturma ve inceleme işlemleri, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırılabilir.
Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.
Kurula bağlı Genel Sekreterlik kurulur. Genel Sekreter, birinci sınıf hâkim ve savcılardan Kurulun teklif ettiği üç aday arasından Kurul Başkanı tarafından atanır. Kurul müfettişleri ile Kurulda geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcıları, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Kurula aittir.
Adalet Bakanlığının merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcılar ile adalet müfettişlerini ve hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçileri, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Adalet Bakanına aittir.
Kurul üyelerinin seçimi, dairelerin oluşumu ve işbölümü, Kurulun ve dairelerin görevleri, toplantı ve karar yeter sayıları, çalışma usul ve esasları, dairelerin karar ve işlemlerine karşı yapılacak itirazlar ve bunların incelenmesi usulü ile Genel Sekreterliğin kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir."
MADDE 23 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 166 ncı maddesinin kenar başlığı "I. Planlama; Ekonomik ve Sosyal Konsey" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"Ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında hükümete istişare nitelikte görüş bildirmek amacıyla Ekonomik ve Sosyal Konsey kurulur. Ekonomik ve Sosyal Konseyin kuruluş ve işleyişi kanunla düzenlenir."
MADDE 24 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının geçici 15 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 25 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 18 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Anayasa Mahkemesinin mevcut yedek üyeleri asıl üye sıfatını kazanır.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi bir üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun ve bir üyeyi de baro başkanlarının gösterecekleri üçer aday içinden seçer.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapacağı üye seçimi için aday göstermek amacıyla;
a) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde, Sayıştay Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren beş gün içinde adaylar Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren beş gün içinde Sayıştay Genel Kurulunca seçim yapılır. Her Sayıştay üyesinin ancak bir aday için oy kullanabileceği bu seçimde en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.
b) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde, Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren beş gün içinde adaylar Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren beş gün içinde Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının ilanında gösterilen yer ve zamanda baro başkanları tarafından seçim yapılır. Her bir baro başkanının ancak bir aday için oy kullanabileceği bu seçimde, en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.
c) (a) ve (b) bentleri uyarınca yapılan seçimlerin sonucunda aday gösterilmiş sayılanların isimleri seçimin yapıldığı günü takip eden gün Sayıştay ve Türkiye Barolar Birliği başkanlıklarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildirilir.
ç) (c) bendi uyarınca yapılan bildirimden itibaren on gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde seçim yapılır. Her boş üyelik için yapılacak seçimde, ilk oylamada üye tamsayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır; ikinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.
Cumhurbaşkanı, birer üyeyi Yargıtay ve Danıştay kontenjanlarından olan ilk üyeliklerin boşalmasından sonra Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden seçer.
Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday gösteren kurumların halen mevcut üyeleri ile kendi kontenjanlarından seçilmiş yedek üyeler, tamamlama seçiminde göz önünde bulundurulur.
Anayasa Mahkemesinde halen belli görevlere seçilmiş olanların bu sıfatları seçilmiş oldukları sürenin sonuna kadar devam eder. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte üye olanlar yaş haddine kadar görevlerine devam ederler.
Bireysel başvuruya ilişkin gerekli düzenlemeler iki yıl içinde tamamlanır. Uygulama kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bireysel başvurular kabul edilir.
GEÇİCİ MADDE 19 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde aşağıda belirtilen esas ve usuller dâhilinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri seçilir:
a) Cumhurbaşkanı, hâkimlik mesleğine alınmasına engel bir hali olmayan; yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında en az onbeş yıldan beri görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ile meslekte fiilen onbeş yılını doldurmuş avukatlar arasından dört üye seçer. Cumhurbaşkanı, üst kademe yöneticileri arasından seçeceği Kurul üyesini, bakanlık, müsteşarlık, müsteşar yardımcılığı, valilik, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, kamu kurum ve kuruluşlarında genel müdürlük veya teftiş kurulu başkanlığı görevlerini yapanlar arasından seçer.
b) Yargıtay Genel Kurulu, Yargıtay üyeleri arasından üç asıl ve üç yedek üye seçer. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi gün içinde Yargıtay Birinci Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Birinci Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren onbeş gün içinde Yargıtay Genel Kurulu seçim yapar. Her Yargıtay üyesinin sadece bir aday için oy kullanabileceği seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.
c) Danıştay Genel Kurulu, Danıştay üyeleri arasından iki asıl ve iki yedek üye seçer. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi gün içinde Danıştay Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren onbeş gün içinde Danıştay Genel Kurulu seçim yapar. Her Danıştay üyesinin sadece bir aday için oy kullanabileceği seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.
ç) Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu, kendi üyeleri arasından, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bir asıl ve bir yedek üye seçer. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi gün içinde Türkiye Adalet Akademisi Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu seçim yapar. Her üyenin sadece bir aday için oy kullanabileceği seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.
d) Yedi asıl ve dört yedek üye birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş olan adlî yargı hâkim ve savcıları arasından, adlî yargı hâkim ve savcıları tarafından Yüksek Seçim Kurulunun yönetim ve denetiminde seçilir. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde Yüksek Seçim Kurulu adaylık başvurularını ilân eder. İlân tarihinden itibaren üç gün içinde adaylar Yüksek Seçim Kuruluna başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren iki gün içinde Yüksek Seçim Kurulu adayların başvurularını inceler ve aday listesini belirleyerek ilân eder. Takip eden iki gün içinde bu listeye karşı itiraz edilebilir. İtiraz süresinin sona erdiği günden itibaren iki gün içinde itirazlar incelenir, sonuçlandırılır ve kesin aday listesi ilân edilir. Yüksek Seçim Kurulunun kesin aday listesini ilân ettiği tarihten sonraki ikinci Pazar günü her ilde, il seçim kurulunun yönetim ve denetimi altında yapılacak seçimlerde, o ilde ve ilçelerinde görev yapan hâkim ve savcılar oy kullanır. İl seçim kurulları o ilde oy kullanacak hâkim ve savcıların sayısına göre sandık kurulları oluşturur. Sandık kurullarının işlem, tedbir ve kararlarına karşı yapılan şikâyet ve itirazlar il seçim kurulunca karara bağlanır. Adaylar propaganda yapamazlar; sadece, Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde özgeçmişlerini bu iş için tahsis edilmiş bir internet sitesinde yayımlayabilirler. Bu seçimlerde her seçmen sadece bir aday için oy kullanabilir. Seçimlerde en çok oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur. Kullanılacak oy pusulalarıyla ilgili diğer hususlar Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir. Yüksek Seçim Kurulu, oy pusulalarını kendisi bastırabileceği gibi gerektiğinde uygun göreceği il seçim kurulları vasıtasıyla bastırmaya da yetkilidir. Yapılacak seçimlerde, 26.04.1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun bu bende aykırı olmayan hükümleri uygulanır.
e) Üç asıl ve iki yedek üye birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından, idarî yargı hâkim ve savcıları tarafından Yüksek Seçim Kurulunun yönetim ve denetiminde seçilir. Bölge idare mahkemelerinin bulunduğu illerde, il seçim kurulunun yönetim ve denetimi altında yapılacak bu seçimlerde, o bölge idare mahkemesinde ve yargı çevresi içerisinde kalan yerlerde görev yapan idarî yargı hâkim ve savcıları oy kullanır. Bu seçimler hakkında da (d) bendi hükümleri uygulanır.
Birinci fıkranın (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca seçilen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun asıl üyeleri bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki otuzuncu günü takip eden iş günü görevlerine başlarlar.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun Yargıtay ve Danıştay dan gelen asıl ve yedek üyelerinin görevleri, seçilmiş oldukları sürenin sonuna kadar devam eder. Bunlardan, Yargıtay'dan gelen üyelerden görev süresini tamamlayanların yerine birinci fıkranın (b) bendi uyarınca seçilenler; Danıştay dan gelen üyelerden görev süresini tamamlayanların yerine birinci fıkranın (c) bendi uyarınca seçilenler, sırayla göreve başlarlar.
Birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri uyarınca seçilen üyelerden, üçüncü fıkra uyarınca göreve başlayanların görev süresi, birinci fıkranın (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca seçilen diğer Kurul üyelerinin görev süresinin bittiği tarihte sona erer.
İlgili kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna seçilen asıl üyeler, Yargıtay daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm malî ve sosyal haklar ile emeklilik hakkından aynen yararlanırlar. Ayrıca, Kurulun Başkanı dışındaki asıl üyelerine, (30000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ek tazminat ödenir.
İlgili kanunlarda düzenleme yapılıncaya kadar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu;
a) Anayasa hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla, yürürlükteki kanun hükümlerine göre Kurul şeklinde çalışır.
b) İkinci fıkra uyarınca asıl üyelerinin göreve başladığı tarihten itibaren bir hafta içinde Adalet Bakanının başkanlığında toplanır ve bir geçici Başkanvekili seçer.
c) En az onbeş üye ile toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verir.
ç) Sekreter ya hizmetleri Adalet Bakanlığı tarafından yürütülür.
Kurul müfettişleri ile adalet müfettişleri atanıncaya kadar, mevcut adalet müfettişleri, Kurul müfettişi ve adalet müfettişi sıfatıyla görev yaparlar.
Bu madde hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar uygulanır."
MADDE 26 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halkoyuna sunulması halinde tümüyle oylanıyor |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
18.03.2007 |
|
Şehir:
Trabzon |
| |
|
| GENCALİ -/- Tarih :15-8-2010 Pazar | 15 : 03 46 |
|
Demokrasi Rüzgarına Karşı Direniş Nereye Kadar? |

Yaşanan bunca olaylardan sonra dengeler öylesine karıştı ki, kim kimin adamı, kim kime çalışıyor ve kimin kiminle hesabı var? Sorularına cevap arayanlar pusulasını şaşırmıştı. Ancak bu referandum sürecinde sis perdesi yavaş yavaş aralandıkça gerçekler görülmeye başlandı ve renkler kendi gösterir oldu. Hızlı değişen dünyamıza inat, Türkiye'mizde bazı olaylar çok zor ve yavaş işlese de son yıllarda çok şeyler öğrendik. Bazen bazı gerçekler karşısında şok olduk. İnanmak istemedik ancak sonunda bu acı gerçeklerle yüzleşip kabullenmek zorunda kaldık.
Neyi mi öğrendik? 1-Bu ülkede bizim dışımızda da farklı etnik kökenden, din ve mezheplerden insanlar olduğunu. 2-Ülkemizi korumakla görevli ve sonsuz güven duyarak kendilerine canlarımızı, evlatlarımızı teslim ettiğimiz ordu mensuplarımızın (Şanlı ordumuzun şerefli mensuplarını tenzih ederim.) bir kısmı asli görevleri olan bu vatanı koruma yerine hukuk dışı örgütlenme, yapılanma ve çeteleşme yoluyla bir siyasi aygıt gibi sürekli ülke yönetimine müdahale darbeleriyle bir iktidar mücadelesi içinde olduğunu. 3- Hukukun değil hukukçuların üstün olduğu ve adaletin gölgede kaldığını. 4-Laiklik maskesi altında inançlı kesimler üzerine baskılar kurulduğunu ve inançlı kesimlerin dışlandığını. 5-Ülkemizde her alanda hak, haklının değil güçlünün haklı olduğunu yani sistemin güce göre işlediğini. 6-Bu ülkede kanunların herkes için geçerli olmadığını. Asker, yargı ve bürokratların bazı hukuk dışı yapılanmalar sonucu oluşan güçlere yargı yolunun kapalı olduğunu. Belirli bir kesimin suç işleme özgürlüğü olduğunu. 7- "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" M. Kemal ATATÜRK sözünün duvarlarda yazılı olsa da gerçekte hakimiyetin kayıt altında ve bazı şartlara bağlı olduğunu. 8- Bu ülke, şimdiye kadar şeklen hükümetler tarafından yönetilmiştir ancak gerçekte devletin taşıyıcı kolları olan kurumlarda hukuk dışı örgütlenmeler sayesinde oluşan güçlerin baskılarıyla yönetilmiş ve yönlendirilmiş olduğunu. 9- En çok güven duyduğumuz en önemli güvenlik birimlerimiz içindeki çeteler ile bölücü ihanetin bir işbirliği içinde olduklarını. 10- Bizi biz yapan değerleri ve kutsallarımızı sahiplenerek önce Türkiye'deki sonra da tüm dünyada ezilen Müslümanları kurtaracağını sandığımız kişilerin kendilerini korumak ve kurtarmaktan aciz olduklarını, bize vaat ettikleri davayı önce kendi nefislerinde yaşamadıklarını ayrıca kendi çocukları ile yakınlarının menfaat ve çıkarlarının her şeyin üstünde olduğunu. 11- Yüce değerler ülküsü etrafında bir araya gelerek oluşan güven duygusunun nasıl istismar edildiğini kısacası; insanlığın en önemli ve en güzel vasıflarından biri olması gereken 'Vefa'nın İstanbul'da bir semtin adı olduğunu...
Velhâsıl: Biz çok gördük, yaşadık ve öğrendik, neler varmış bizim bilemediğimiz, hayretler içinde söylenirken bir yandan da "kim bilir daha neler var bilmediğiz" korkusu ve endişesi taşıyoruz. Başkasının ellerinde büyüyen ve onları gerçek ebeveynleri sanan çocuğun büyüdükten sonra gerçekleri öğrenip önce donakalması, sonrasında ise gerçekleri öğrenmek ve öz ebeveynlerini bulmak üzere yollara düştüğü anda yaşadığı ruh halidir içimizi sızlatan. Ancak gerçekler ortaya çıkıyor ve saflar belirleniyor. Kim kiminle nasıl bir işbirliğinde olduğu gerçeği artık gizlenemiyor. Sıralanan ihanetleri düşünüp ümitsizlik içinde karanlık bir köşeye çekilmek bizi bir sonuca getirmeyeceğine göre yanlışların doğrusu olan gerçekleri ilke edinerek yolumuza devam etmeliyiz. Daha demokratik bir Türkiye için, hukukun üstünlüğünü esas kabul eden çok partili demokratik sistemin hâkim olması için çalışmalıyız. Zorbaların dayatmacı anlayışlarıyla hazırlanan anayasa yerine özgürlükçü demokratik bir anayasanın yolunu açacak olan bu referanduma EVET demek için seferber olmalıyız. Çünkü bu referandum yakın tarihin en önemli siyasi olaylarından biridir ve tarihi bir fırsattır. 13 Eylül sabahında güçlü bir evet çıkarsa işte o zaman demokrasi bahçesinde güller açacak. Unutmayın ki bazı fırsatların ihmalinde sehiv secdesi olmaz. "Siz Unutsanız da Biz 12 Eylülleri Unutmadık Unutmayacağız" Türk İslâm ülküsü davasının ve 'Dünya Türklüğü'nün öncüsü olduğu iddiasındaki (Bilmem bu fikirlerden de vaz mı geçildi?) Bahçeli'nin MHP'si günün birinde Nizam-ı Alem davasından uzaklaşarak bölücü ihanetle aynı cephede buluşacağını hiç mi hiç düşünmemiştim. Darbecilerin anayasasına sığınarak köhne düzenin bekçiliğine soyunacağına ve şer güçlerin ortağı olacağına ise hâlâ inanmak istemiyorum. Çünkü Nizam-ı Alem davası uğruna can veren şehitlerimizin mücadelesi işbirlikçi, düzenci ve statükocu bir MHP için değildi. Unutulmasın ki; Şanlı maziyi inkâr eder derecesinde yeni bir yol seçen Bahçeli'nin MHP'sine, davasında samimi ülkücüler karşıdır ve referandum için yapılan 'Hayır çağrılarına uymayıp 'EVET' diyeceklerdir. Neden mi? Kısa bir zaman önce, yıllar sonra aynı sofrada buluşup gönül sohbetlerinde bulunduğun ülkücü ağabeylerden biri nedenini şu şekilde açıklıyor; "Davamız diyerek sahiplenip sarıldığımız, uğruna can verip toprağa düştüğümüz, Mamak zindanlarında 12 Eylül'ün zulüm çemberinden geçerek idam sehpalarına sürüklendiğimiz o, 12 Eylülleri Bahçeli'nin MHP'si unutsa da biz unutmadık unutmayacağız" bilmem daha fazla söze gerek var mı? Kolluk kuvvetleri hukuka uymak zorunda değil mi? Dünya hızlı bir şekilde değişiyor. Çok önemli bir coğrafyada yer alan Türkiye'nin bu değişimlere karşı eski yapıyı sürdürme şansı yoktur. Dünya ve Türkiye gerçeklerini iyi okumalı ve yeniden yapılanmanın sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesine yapıcı yönde her kurum destek vermelidir. Türkiye yeniden yapılanırken elbette eskiyi arıyanlar olacak, yenilenme karşısında direnenler de olacak. Bu direnişin en bariz örneği ise Yüksek Askeri Şûra'da yaşananlardır. Hükümet teamüller yerine hukukun kararlarına uyulmasını istemektedir. Mahkemeye çağrılan ve hakkında dava açılan kişilerin güvenliğimizin en önemli noktalarına terfi edilmelerinin doğru olmadığı için veto hakkını yani siyasi tasarrufunu kullanmaktadır. Askeri kanat ise denetlenmeyi kabullenemiyor. Suçluları teslim etmemekte ve terfilerinin yapılmasında ısrar etmektedir. Yasalarımıza göre bu tutum suçtur. Hukuk herkes için geçerli olmadıkça o ülkede güven ve demokrasiden söz edilemez... Mahkemeye çağrılan ordu mensuplarını teslim etmek Genelkurmay'ın görevidir. Suçluyu korumaya ve saklamaya hakkı yoktur. Bu orduyu korumak ise, başta ordu mensuplarının görevidir. Kişisel düşünce ve yaklaşımları sonucu TSK'yı yıpratmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Şartlar ne olursa olsun TSK hukuka bağlı ve siyasi otoritenin emrinde olduğu gerçeğini unutmamalıdır.
|
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
30.05.2005 |
|
Şehir:
Zonguldak |
| |
|
| Mustafa -/- Tarih :10-8-2010 Salı | 20 : 11 44 |
|
Ramazan Ayına kavuşmanın mutluluğunu yaşıyoruz |
11 ayın Sultanı Mübarek Ramazan ayına iştirak ediyoruz. Ramazan ayı hoşgörü, muhabbet, şefkat, merhamet ve rızkın bol olduğu değerli bir aydır. Şenlik, sevinç, kardeşlik duygularının çoğaldığı, insanların mutlu bir şekilde kucaklaştığı, birbirimize sarıldığımız Ramazan Bayramı'na sağlık ve esenlik içinde kavuşmamızı ve de bolluğun, bereketin eksik olmadığı, birliğin, dayanışmanın, hoşgörünün arttığı bir Ramazan ayını daha birlikte karşılamanın mutluluğunu tüm İslâm alemi adına paylaşıyor, sağlıklı ve huzurlu bir Ramazan ayı geçirmek dileğiyle en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Salih ALTINIŞIK |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
21.01.2009 |
|
Şehir:
İstanbul |
| |
|
| resul -/- Tarih :26-7-2010 Pazartesi | 11 : 56 42 |
|
KANDİL |
| Selamun aleyküm beşköylü hemşehrilerimiz...mübarek beraat kandilinizi İstanbul Beşköy Kültür ve Yardımlaşma Derneği ve yöneticileri adına tebrik eder , hayırlara vesile olmasını yüce mevladan niyaz ederim...Allah'a emanet olun.. |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
28.09.2006 |
|
Şehir:
_Yurtdışı_ |
| |
|
| mustafa -/- Tarih :26-7-2010 Pazartesi | 10 : 02 37 |
|
BERAT KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN |
| Allah'ın nimet, rahmet ve mağfiretinin müminlere bol bol ihsan edildiği gece manasına gelen BERAT Kandili'nde, bir yıllık yaşantımızı, ibadetlerimizi ve iyiliklerimizi iyi düşünecek ve ona göre hayatımıza çekidüzen vererek samimi bir teslimiyetle nefis muhasebesine gireceğiz. Bu gece hayırlı bir gece, yüreklerimiz ibadetle çarpsın, gönüllerimiz bir olsun.. Kandiliniz mübarek olsun |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
13.11.2005 |
|
Şehir:
İstanbul - Anadolu |
| |
|
| mustafa yakupoğlu -/- Tarih :21-7-2010 Çarşamba | 02 : 59 19 |
|
HES PROJELERİMİ YOKSA HERS PROJELERİMİ |
Hükümetimiz dereler boşa akmasın, enerji üretelim düşüncesiyle Anadolunun dört bir yanında başlattığı Hidro Elektrik santral projeleri yanı (hes)ler artık hers olmaya devam ediyor.Ülkemizin dört bir yanında bölgemiz Karadeniz başta olmak üzere yurdun diğer illerinde bu projeler hers olmaya devam ediyor.Değerli hemşerilerim, izninizle size öncelikle ülkemin olmazsa olmazı su zengini, pardon su fakiri ülkemden azıcık kesitler sunayım.Bilimsel tespitlere göre ülkemizin kullanılabilir su potansiyeli yılda 112 milyar metreküp.Bunun 98 milyar metreküpü yer üstü,14 milyar metreküpüde yer altı suyu.40 milyar metreküpü (yüzde 36) si barajlar ve su yapıları vasıtasıyla kullanılıyor.Çevrenın ve ormanların bakanı Veysel EROĞLU,geleçekteki ihtiyaçın karşılanması için geri kalan yüzde 64 üne yatırım yapmanın şart olduğu görüşünü geçde olsa savunuyor.Ülkmizde şu anda 2 binin üzerinde Hes için başvuru alındı.2009 sonu itibarıyle 187 Hes işletme halınde mayıs 2010 verilerine görede inşaatı devam eden 145, proje aşamasında da 1576 hes bulunuyor.Planlama aşamasındakı 325 santralı de ilave ettiğimizde ülke genelinde ki sayı 2 bin 46'ya yükseliyor.Hes projelerinin önemli bir bölümü Karadenizde baştanda söylemiştim.Trabzonda 41, Artvinde 25, Rizede 23, Gresunda 12 proje inşaat halınde .En fazla tartışılan vadiler Artvin macahel,part,Rize-Salarha,İkizdere,Şenöz, Güneysu hemşin çamlıhemşin, fındıklı, solaklı Muğla Yuvarlak Erzurum-Tortum v.s.Seni unuturmuyum Manahoz.Bu yıkımdan sende nasıbını aldın.Solaklıda bir dere üzerinde 32 İkizderede 26 Hes başvurusu oldu.Bölgemizde Heslerle ilgili mahkemeler yürütmeyi durdurma kararı verdı.Bunun gerekceside CANSUYU bırakılmamasını gösterdi.Tabı buraya kadar Hes'lerin yapılış amacının ülkemizde enerji acığından kaynaklandığı malumunuz.Sular boşa akmasın Klasık bahanesi bana daha öncede pek bilimsel gelmemişti.Peki madem enerji acığı var.Bu ülkedeki enerji kacağının rakamını bana kim söyleyebilir.Tahminime göre yüzde 25-30 arası bir oran.Yanı yurdumuzun doğu ve güneydoğuda veya diğer her hangi bir yerinde kullanılan kacak elektrik miktarı acaba kaç Hes'e eşit.Yanı birileri kacak enerji kullanıp,ülkemizde enerji açığı doğuracak ondan sonra olan benim güzel vadime,bozulan ekolojik dengeme kısacası eko sistemime olacak.Benim sucum ne.Ben paşa paşa vergimide veriyom,elektrik faturamı iki belkide kaçaktan dolayı üç kat daha fazla ödüyorum.Öncelikle kacak elektrik tespit edilip,bunun önü mutlaka kesilmeli.Çöplük kurutulmadan sinek öldürmek boşa kürek sallamak gibi.Şunu söyleyeyim ve bana birisi bunun lütfen açıklamasını da yapsın.Manahoz vadisinde iki adet hes projesi yapıldı.Benim doğam ekelojik dengem kısacası sistemim mahvoldu.Bu proje ne kadar enerji açığı karşılayacak.Birilerinin çaldığı elektriğin yeri dolsun diyemi benim dengem bozuldu.Artı işin en kötü ve en acı tarafı projenin bize hiçbir mali yararı yok.Madem bu proje yapıldı gelirinin neden yüzde 10'u ve ya bir kısmı belediyemıze yasal yollardan veya anlaşılarak aktarılmadı.Ben cefasını çekeyim birileri sefasını sürsün.Etkisi tartışılır.Ama yan etkisi gelecekte çok tartışılacak.Hele küresel ısınma,iklim değişikliği ileride kacınılmaz gözüküyor.O zaman manahoz vadisinde ekolojik su ihtiyacı (CANSUYU) arayacağız.İnsanların hayat hakkı kadar olmazsa olmazımız bitkiler ve hayvanlarımızında hayat hakkının olduğunu da unutmamalıyız.Şimdi çevreciler geçde olsa uyandı ayakta.Niçin mi mahvedilen bitirilen doğa.Bozulan ekosistem.Peki Doğu Karadeniz'in Dünyada koruma incelikli alanlar arasında yer alan turizm bölgelerindeki doğal güzellikleri, ekolojik ve endemik zenginlikleri ile farklı bir yer olduğu hiç kimse düşünülmedimi.Sonrası ne olacak endişe ve karamsarlıkla bakmaya devam edelim mi.Etmemek elde değil.Bakınız tema vakfi bir araştırma yapmış.Bunu aşağıda vereceğim linke tıklayarak etkileri mi yan etkilerimi tartışılır göreceksiniz.Ben sözü daha bilimsel oldukları için onlara bırakıyorum.Çünkü detaylı ve bilimsel açıklamaları için aşağıda prantez içindeki linki lütfen kopyalayın ve yapıştırın vede üşenmeden okuyunuz...
(www.limitsizenerji.com/haberler/tuerkiyeden-haberler/540-nehir-tipi-hes-projeleri) kopyala yapıştır.Birde sayfadakı RAPOR-TEMA linkini lütfen detaylı ve dikkatle okuyunuz.Bunu bizden önce okuması gerekenler okumalıydı... Ayrıca bu konuyla ilgilenip tepkisini haklı olarak veren tüm Beşköylü ve diğer duyarlı hemşerilerimi yürekten kutluyorum...
SAYGILARIMLA... |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
20.04.2006 |
|
Şehir:
Yalova |
| |
|
| Ahmet ASLAN -/- Tarih :16-7-2010 Cuma | 09 : 21 29 |
|
DEMOKRASİYE EVETMİ HAYIRMI DİYELİM? |
Türkiye de bugün gündemimizi oluşturan asıl konu demokrasiye evet mi hayır mı diyelim tartışmalarıdır. Buna gerekçe olarak hükümet yeni anayasa paketinde kabul edilemez maddeler koymuş Muhalefet partileri hayır diyeceklermiş Bir düşünelim Demokrasi karşıtı muhalefetin hoşuna gidecek anayasa paketi hazırlayabilir. ayrıca Her muhalefet iktidarın yapacağı yeni anayasa kanunlarına hayır derse O halde bu durum kısır döngü olmuyor mu? Benim aklıma bir atasözü geliyor. Öpmeye niyeti olmayan yanağın nerede diye sorarmış, muhalefet insan hakları verilmiş bir topluluğu yönetmenin çok zor olduğunu biliyor. Onlar mengeneyle sıkıştırılmış insanları yönetmeyi öğrenmişler tek partili sistemin özlemi içerisindeler ayrıca bana biri cıksın bir örnek versin dünya üzerinde demokrasi ile yönetilen hangi ülke bölünmüştür. Benim öleceğim şudur. Yeni hazırlanan anayasa paketinde Demokrasiye aygır ılık taşıyan bir madde var mı? Okudum tek bir maddede demokrasi ve insan haklarına uygun olmayan bir madde bulunmamaktadır. |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
24.07.2007 |
|
Şehir:
Kocaeli |
| |
|
| Embiya ERBAY -/- Tarih :08-7-2010 Perşembe | 23 : 27 15 |
|
KANDİL MESAJI |
Borçlarımızdan, ceza ve günahlarımızdan kurtulmak için bu gece dua edelim.. Allah affeden ve bağışlayandır, unutmayalım.. Eller semaya kalkıp, yürekler bir atınca bu gece, gözler sevinç yaşlarıyla dolacak.. Kandiliniz mübarek, dualarınız kabul olsun?
Bu gece beraat gecesi. Dua edelim.. Yürekler bir atsın bu gece, günahlarımız affolsun. İyi kandiller. |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
13.07.2007 |
|
Şehir:
Trabzon |
| |
|
| Yahya Narmanlı -/- Tarih :08-7-2010 Perşembe | 16 : 30 34 |
|
BEŞKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI |
Bin aydan daha hayırlı bu mübarek gecenin büyüsüne kapılmanız dileğiyle, kandiliniz mübarek olsun..
Yahya NARMANLI Beşköy Belediye başkanı |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
28.09.2006 |
|
Şehir:
_Yurtdışı_ |
| |
|
| mustafa -/- Tarih :08-7-2010 Perşembe | 16 : 29 49 |
|
mirac kandili |
| ALLAH'ın daveti üzerine peygamberiz bir gece melekler tarafından mekkeden kudüse götürülmüştür. Burada cebrail ile birlikte bütün gökleri aşarak ''sidretül münteha'' denilen makama yükselmiş ve ALLAH ile görüşmüştür. Bu yolculuğun Mekke?den Kudüs?e kadar olan bölümüne isra Kudüs?ten ALLAH ile görüşmesine kadar ise Mirac denir. Bu görüşmede pegamber efendimize ümmet'i için vakit namaz ve Mirac hediye edilmiştir. Hayırlı Kandiller |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
20.04.2006 |
|
Şehir:
Yalova |
| |
|
| Ahmet ASLAN -/- Tarih :27-6-2010 Pazar | 09 : 06 41 |
|
LİKARBA(YABAN |
| Bu yazı yanlışlıkla benim köşemde yayınlanmıştır. düzeltirseniz sevinirim |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
15.03.2008 |
|
Şehir:
İstanbul |
| |
|
| hasan yıldız -/- Tarih :26-6-2010 Cumartesi | 13 : 02 42 |
|
tebrik |
değerli amcam sayın Faruk KURT, u sitemizde görmekten mutluluk duyduğumu belirtmek ister engin bilgilerinden herkesin faydalanacığına tüm kalbimle inanıyorum. Hasan YILDIZ |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
20.04.2006 |
|
Şehir:
Yalova |
| |
|
| Ahmet ASLAN -/- Tarih :25-6-2010 Cuma | 17 : 29 27 |
|
SİYASET VE BİZ |
SİYASET VE BİZ
Halkımızın büyük bir bölümü okumuyor. Bu nedenle de en çok kendisine ve çevresine zarar veriyor. Oysa bundan haberi bile yok kime ne ölçüde zarar verdiğinin bilincinde bile değil Halkımızla kahvelerde, ev ve iş yerlerinde arkalaşalar arasında ara sıra siyaset konuşulur. Liberal görüşle ilgili konuşacak olursanız. Size Sözün başında siz Besim Tibuk'un partisinden misin? Sorarlar onu boş ver. O bir şey değil ben liberal görüşü bilirim Besim Tibuk 'da partisini de tanırım diyorlar. Ayni şekilde İslami görüşle ilgili bilgi yoklayın sorun Necmettin Erbakan'ı da partisini de çok iyi bilirim diyecekler. Demokrasiyi sorun, Anayasayı sorun hepsini bilirler oysa Erbakan 29 Ekim 1926 doğdu. Hz. Muhammed ise 571 yılında Mekke'de doğdu. Ne alaka kardeşim binlerce İslami bilim adamı varken işi bir liderin başarısızlığına İslami monte etmek Haksızlıktır.ayni şekilde liberal görüşüle ilgili başarısız eski lider Besim Tibuk (1945) doğdu. 26 Temmuz 1994 tarihinde Liberal Parti'yi kurdu ancak, Liberal görüşün fikir babası ise Adam SMİTH Liberal Klasik Okulun kurucusudur. Ayni zamanda Kendisine bilimsel ekonominin kurucusu da denir. 1759 yılında ahlak felsefesini açıkladığı "Ahlâki Duygular Kuramı" adlı yapıtıyla tanınmıştır. 1776 yılında yayınladığı "Milletlerin Refahı" adını taşıyan kitabı, ekonomik düşüncelerin gelişme süreci içinde önemli yeri olan ve ekonominin bilim haline gelmesini sağlayan temel yapıtlardan biri sayılmaktadır. Adam Smith' in, kendisinden sonra gelen ekonomistler üzerinde büyük etkisi vardır. Bunlara binlerce örnek verebilirim. Ancak araştırmadan öğrenmeden ahkâm kesmek yok, ben her şeyi bilirim diye söze başlarız. Ancak Bilgisizliğimizin ceremesini önce şahsen biz sonra mensubu olduğumuz aile bireylerimiz daha sonra kolu komşumuz velhasıl tüm dünya bilgisizliğimizin cezasını çeker. |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
13.11.2005 |
|
Şehir:
İstanbul - Anadolu |
| |
|
| mustafa yakupoğlu -/- Tarih :24-6-2010 Perşembe | 18 : 36 55 |
|
GÖLGEDE KALMIŞ MAVİ ALTINIMIZ; LİKARBA(YABAN MERSİNİ) |
Yaban mersini (Vaccinium myrtillus), fundagiller (Ericaceae) familyasından ılıman iklimlere adapte olmuş bir üzümsü meyve türü. Anavatanı Kuzey Yarımkürenin serin ve dağlık bölgelerinde yetişen birçok türü vardır.
Genel olarak kuzey Avrupa, Amerika'daki Rocky dağları ve Türkiye'de, Doğu Karadeniz bölgesinin rakımca yüksek olan fundalık ve ormanlık bölgelerinde yabani formda değişik tipleri bulunmaktadır.Yaban mersini özellikle 1906 yılında Amerika'da başlatılan ıslah çalışmaları sonucu doğadaki yabani formlarına göre kültüre alınan çeşitlerin, özellikleri (meyve iriliği, tadı,olgunluğu vs.) daha üstün niteliklere sahip olduğu görülmüştür Rize'de Likapa, Trabzon'da Ligarba,Karakavuz'da Çalıçileği, Rize Pazar ilçesinde Kaskanaka, Rize Ardeşen ilçesinde Çera (Çela), Artvin'de Morsvi, Mahabak, Mesi; Giresun'da Çalı Çiçeği,(Ordu´da)Cırtlık Çileği, Yozgat'ta Köpek Üzümü, diğer bölgelerde ise Ayı Üzümü, Çay Üzümü, veya Çoban Üzümü olarak isimlendirilen ve literatürümüze Yaban Mersini olarak giren bu üzümsü meyve puslu veya parlak mavi rengi ile Mavi Altın (blue gold) olarak nitelendirilmektedir. Sağlık meyvesi olarak tanınmaktadır.Evet böyle diyor vikibedi.Peki bu çok zengin mavi altın yaylalarımızda ormanlarımızda bulunmaktadır.Peki ne kadar tanıyoruz ve nekadar faydalanıyoruz.Mavi altının faydalarını yazmadan önce bıraz kendilerinden bahsetmek istiyorum.Gelecekde dahada yaygınlaşacak ve tahminime göre çaya rakip olması beklenen mavi altın bölgemiz karadenizde bulunan çok zengin içerikjli üzümsü meyve türüdür.Bu ürün likarba adıyla yöremizde bilinir.Kont adnan ağabeyimizin klibine konu olmuş olmasına karşın zannımca ismini pek duyuramadık mavi altınımızın.Örneğin anzer balı gibi dünyanın neresinde zengin besin ve hüçre yenileyici bir yiyecek vardır.Buda yanı mavi altın likarba buna tamamen benzemektedir.Bu ürünü özellikle hüçresini yenilemek ve çağın son hastalılarından alzheimerden korunmak için mavi altına dost olmak gerekiyor.Şimdi size faydalarını sayayım,
Göz yorgunluğu, miyopluk, katarakt, karasu (Glokom), şeker hastalığından kaynaklanan görme bozuklukları , gece körlüğü, gece görüşünü artırıcı, kamaşma, retinayı güçlendirici, kılcal damar çatlamalarını önleyici ve tavuk karası (retinitis pigmentosa) hastalığının ilerlemesini yavaşlatıcı
Kabızlık, bulantı, mide krampları, ülser önleyici
Kan şekerini düşürücü, iltihaplanma, kolajenin stabilize edilmesi
Pıhtılaşmanın azaltılması, damar sertliği oluşumunun engellenmesi ve antioksidan etki
Varis, basur (hemoroid) 'e karşı iyileştirici.
Yeni keşfedilen bir özelliği de Somon balığı, yumurta, yulaf, barbunya, bezelye ve ay çekirdeği ile beraber zekayı geliştiren 7 besinden biri olduğu yönünde. Daha bir çok keşfedilmiş faydası olduğu bilinmektedir.Mavi altını yer üstünden çıkaralım ve mutlaka taze tüketelim ...
Saygılarımla... |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
|
|
Şehir:
Trabzon |
| |
|
| gencaliersoy -/- Tarih :22-6-2010 Salı | 21 : 41 49 |
|
Mutluluk Yükledim Hata Veriyor, |
Durgunum bugün
Kalbimin kırıklığını anlatamıyor 'parantez içinde U'
Bildirimler her şeyi bildirmiyor bana bu sefer
Kimlerin online olduğu önemli değil
Eskisi gibi 'iki nokta P' misali dil çıkaramıyorum hayata
Ya da engellemiyorum olayların en asil adminleri tarafından
Enerji yüklemek istiyorum basit bir yükleyiciden
% 100 olana kadar beklesem mi yoksa yarıda mı kalsa memory, kota dolmadan
Mutluluğun resmini Google'da search ederk mi bulsam?
Yoksa en mutlu hikayeleri 'ctrl+v' ile hayatıma mı yapıştırsam?
Hep bir yanım boş sanki
Gruplarda mı çoğalsam?
Hissedemediğim mutluluğa hayran mı olsam?
Ya da en özgür bir kuş fotoğrafında kendimi etiketli mi bulsam?
Kişisel iletimde af dilesem duyar mı Yaradan?
Acizliğimi anlatsam, paylaşsam tüm notlarda,
Ve somutlaştırmaya çalışsam da bir fotoğrafla,
Dışarıda göstersem kendimi, otomatik iletim mi ele verecek?
Ya da çevrimdışı mı izlesem herkesi faaliyetsiz
Mutluluğun linkini bulmak için üye mi olsam tüm forumlara?
Maillerimdeki 'Tümünü sil' gibi dertleri de beynimden silebilir miyim ki?
Hayatın bir fotoğrafını çeksem
Beni anlatan ava tar hüzün mü olurdu?
Photoshopla mı yok etsem elemi;
Tüm bunları yapınca olur muydum mutlu yahut anlar mıydım alemi?
Sevdiklerime sevgimi, sadakatimi bluetoothla ya da kızılötesiyle mi atsam?
Medya Player den mi dinlesem büyüklerimden alacağım nasihatleri?
Ezan okunduğu zaman sc'ye bassam dinlesem o güzel sesi?
Bu sefer ellerim klavye yerine seccadeye mi dokunsa?
O zaman mutlu olur muyum acaba?
Kişisel iletiye gerek kalmadan, arada engel olmadan yönelsem Rabbim'e
Tüm açık oturumları kapatsam hayatımda,
Kimse beni bulmasa ben huzuru bulmuşken
Rabbimin kelamını okusam en içten
Ve bir uyarı gelse sağ alt köşeden
Fatma ersoy adlı kullanıcı 'Şimdi oturumu kapattı'
Daha birçok şeye gecikmeden...
|
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
13.11.2005 |
|
Şehir:
İstanbul - Anadolu |
| |
|
| mustafa yakupoğlu -/- Tarih :21-6-2010 Pazartesi | 04 : 41 15 |
|
BEŞKÖY VE DERNEKLERİMİZ |
Beşköy,eski mezirealtı adıyla kurulmuş ve bilindiği gibi 1998 yılında acı kaderiyle sonlanmıştır.Bu acı yıl sonrası halkımız yurdun ve yurtdışının bir çok yerine haklı veya mecburi olarak yerleşmiştir.Mezire altı varken bile gurbete çıkıp ev,iskan edinen halkımız sel sonrası gurbette ki imkanlarını genişletip kalıcı bir yerleşime dönüştürmüştür.Yanı mezire altının kasabanın olduğu yıllarda yoğun bir şekilde gurbet vardı.Özellikle yurt içinde olduğu kadar yurt dışındada "almancı" tabirimizle hemşerilerimiz vardı.O zaman dilimize almancı tanımı yerleştırılmıştı.Buralarda yanı gurbette ki insanlarımız gurbete bedenini götürdüğü kadar örf adet ve geleneklerini de kısacası yaşam tarzlarınıda başkalarını rahatsız etmeden,saygıyla taşımışlardır.Bu geleneklerimizden kopmamanın garantısı,sadakatıdır desem yanlış olmaz.Bu aşamada başı dernekler çekmektedir.Dernekler,gurbet tabiryle o kadar önem arzetmektedirki,ben şahsen bunun günümüz toplumunda insanların bu zengin iletişim cağında iletişim fakiri toplum olduğunu düşünürsek,hemşerisinden,köylüsünden bırakın bunları bir kenara akrabasında koptuğunu görmekteyiz.Bu kurumun,yanı derneklerin farkını ve önemini bu aşamadada çok iyi anlamalıyız.Dernekler ve dernekleşme bağlılığın ,kaynaşmanın,tanışmanın ,sosyal aktivitenin kısacası et ve kemik misalı tezahürüdür.Öylede olmalıdır.Gerek Gebze,gerek Bursa gerek İstanbul ve diğer derneklerimiz yukarıda belirtiğim aktivitelerin gurbetteki adresi kadar bir sosyal sorumluluk farzını eksiğiyle,hatasıyla,hatasızlığıyla veya fazlasıyla nasıl düşünürsek düşünelim sonuçta iyi veya kötü yerine sağolsunlar getirmektedirler.Beğeni göreceli bir kavramdır.Herkes istediği gibi değerlendirir.Gerçekten çok güzel işler başarıyorlar.Günümüz toplumunda gerek tiçarı gerek sosyal iletişimin ve kaynaşmanın varlığını düşünürsek dernek ayni yöne aynı hedefe bakan insanlarımızın adresidir.Burada en güzel tablo sılada kı yaşam ve yaşayış,örf adet ve yaşam tarzımızı tam orjinal olmasada, zedelemeden gurbete taşıyıp bu değerleri güncel tutmak kanımca varlığımız ve geleceğimiz vede gelecek kuşaklarımız adına elzemdır.Günümüz toplumunun belli kesitinin öz değerlerini unutup,taklıtle batı hayrancılığı yaptığı bu toplumda dernekleşmeyi ve dernekleşmenın varlığını çok önemli ve yararlı buluyorum.Derneklerimizin yöremiz ve beşköylü için yapmış olduğu azımlı ve istekli çalışmaları yönetimin yüreklerinde beşköye olan sevdanın dolu birikimidir.Bu sevda zaman zaman taşıyor.Bu taşkınlığı yüz ve heyecandan görmemek elde değil.Bunu çok fazla olmasada yapılan toplantı,piknik v.s de görmemek kör olmaktır.Bir kez daha kendilerini yanı elini taşın altına koyan herkesi yürekten kutluyorum.Elbette yanlışı eksiği olacaktır.Ayrı ve aykırı görüşe sahip üyeler,insanlar olabilir.Ama ortak noktamız ve adresimiz elbette beşköy ve beşköylüdür.Ayrıca aynı bölgede iki derneğin olmasının taraftarı da değilim.Örneğin İstanbul beşköylüler derneği varken aynı ilde marmara beşköylüler derneğinin olması gibi..Manahoz vadisi cengaverleri tek yürek olmalı.Bu savaşı hep beraber vermeliyiz.Gurbette daha fazla kenetlenmeye daha fazla birlik ve beraberlığe geldığımız bu acılım modasında ihtiyacımız var.Derneklerin en önemli olmazsa olmazıda onlara sağlanması gereken kaynaktır.Burada herkes elini mutlaka imkanları ölcüsünde taşın altına koymalı,bu sorumluluktan uzak durmamalıdır.Yöremizin yanı beşköyün insanının çok güzel dayanışma ve tutuculuğunu gurbette görüyorum.Allah bozmasın,maşallah deyiniz..Beşköy farklı ülkesi ve milleti için elit nesil yetiştiren ve ülkesine kazandıran,mütedeyyin insanlarımızın çoğunluğu bulunduğu çoğrafyadır.Bu mütedeyyinlik,geçmiş ve gelecek nesillere ne yüce ne güzel ne ulvi duygular aşılamıştır.Bu duygular bizlerin temeli,mayası sayılır.Bu temel ileriye bizleri taşıyacak,sağlam karakterimizdır.Bu sağlam karakterimiz bizlerin en gerçek markasıdır.Biz manahoz vadısı cengaverleri markayı esas ve asıl karakterimizde taşıyoruz.Beşköyümüz,gerek yapısı gerek çoğrafı konumu dolayısıyla insanlarına mücadele ruhu aşılamış,bu ruh tembelliği hastalığını silbaştan yok etmiş,sadece kendisine değil çevresinede neler verebilirim misyonunu kendilerine yüklemiştir.Bu aşamada armut piş ağzıma düş mantığından ve anlayışından uzak,her şeyi devletten değil,kendi yaratıcılığıyla ve zekasıyla inşa etmenin yoluna gitmiştir.Böyle cengaverler ülkesi ve milleti için neler yapmazkı...
Hepinize, modern çağın son hastalıklarına karşı,son terapi ve tedavi adresi yaylalarımıza da gözümüz gibi bakmayı hatırlatır,sevgilerimi sunarım...
SAYGILARIMLA... |
| |
|
| Başa
dön |
|
| Mesaj
Sahibi |
Mesaj |
|
|
Kayıt:
20.04.2006 |
|
Şehir:
Yalova |
| |
|
| Ahmet ASLAN -/- Tarih :20-6-2010 Pazar | 20 : 15 32 |
|
ANAYASA MAHKEMESİ VE İPTAL |
| Bu Anayasa Mahkemesi ile darbe yapılabilinir.Bu Anayasa Mahkemesi ile anti demokratik secim sistemi uygulanır.Bu Anayasa Mahkemesi ile parti diktatörlükleri yaşatılabilir.Bu Anayasa Mahkemesi ile gestapolar halka korku verebilir hatta öldürebilir.Bu Anayasa Mahkemesi ile insan hakları ihlalleri yapılabilir.Bu Anayasa Mahkemesi ile halkın emeği sömürülebilir.Bu Anayasa Mahkemesi ile er ve erbaş PKK'nın kucağına atılabilir.Bu Anayasa Mahkemesi ile er ve erbaş subay ve astsubay eş ve çocuklarına kölelik yapabilir.Bu Anayasa Mahkemesi ile parası olan askerlik yapmaz. Sakat raporu alabilir.Bu Anayasa Mahkemesi ile TBMM üyeleri kanun çıkaramaz. Halk oylaması yapamaz.Bu Anayasa Mahkemesi ile 1948 den günümüze DEMOKRASİYE GECMEK YASAKTIR. İptal edilir. Bu Anayasa Mahkemesinden izinsiz yasa çıkarmak yasaktır. Not: çok merak ediyorum. Despotların, Gestapoların, Darbecilerin ve benzeri demokrasi ve halk karşıtı kurum ve örgütlerinin oluşturduğu mutlu azınlığın mutsuz çoğunluğa baskısını sağlayan Anayasa Mahkemesini ne zamana tek koruyabileceksiniz. |
| |
|
| Başa
dön |
|
|