16 Aralık 2018 Pazar
BESOG NEDİR?
İLETİŞİM FORMU
KÜNYE
Mobil Bölüm
FORUM
ÜYE GİRİŞİ
Ana Sayfa Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Tüm Haberler
GÜNCEL
BEŞKÖY GÜNCEL
İLÇEMİZDEN
BİLİM TEKNOLOJİ
YURTTAN
KÜLTÜR SANAT
SİYASET
EKONOMİ
SPOR
YAŞAM
 DİĞER
ANA MENÜ


  BESOG NEDİR?
  HUKUK ODASI
  BASIN ODASI
  YÖNETİM ODASI
  MALİ MÜŞAVİR ODASI
  İLETİŞİM FORMU
  KÜNYE
 TARİH ŞUURU
 EDİTÖRLERİMİZ
  DUYURULAR
 » BEŞKÖYDEN
 » SİTEMİZDEN
 » GENEL
 REKLAMLAR
  BEŞKÖY CANLI
  KARDEŞ SİTELERİMİZ
  GEBZETV
  BEŞKÖYDE YETİŞEN HOCALAR
  BEŞKÖY TAKSİ DURAĞI
  HABER ALARMI
  Mobil Bölüm
  FORUM
  ÜYE GİRİŞİ
 
Ana Sayfa » DUYURULAR » GENEL »  
KAMU YÖNETİM SİSTEMİNDEKİ SORUN VE ÇÖZÜM ÖNERİSİ
Tarih : 11-12-2010
.

KAMU YÖNETİM SİSTEMİNDEKİ  SORUN  VE  ÇÖZÜM ÖNERİSİ


 


Duyarlı bir vatandaş olma gayreti ile kamu yönetim sistemimizi yakından takip ediyor ve aksayan noktaları tespit ederek, bir çözüm üretme zorunluluğunu his ediyorum.


Ancak öncelikle kavram kargaşasını önlemek için neyi kastettiğimi tanımlamayı gerekli görmekteyim:


İdari şeklimiz: Cumhuriyet, gönülden kabul


Rejimimiz     : Demokrasi, Cani gönülden kabul.


Demokrasiyi uygulamada kullandığımız sistem; yani yasalar, tüzükler, kamu istihdam ve çalışma rejimleri, ve özellikle de denetim rejimleri maalesef kabul edilmesi mümkün değildir.


Bu tanımlamaya ihtiyaç duymamın nedeni, kabulü mümkün olmayan mevcut Kamu Yönetim sisteminin Cumhuriyet yada Demokrasi olarak algılanmasını önlemektir.


 


Devlet kendi başına soyut bir kavramdır. Millet, idari yapısı ve sınırları belli olan toprak bütünlüğü  ile somut bir nitelik kazanmaktadır. İdari yapıdaki kamu çalışanının duyarsızlığı, aymazlığı ve verimsizliği, Devlet’in duyarsızlığı, aymazlığı ve verimsizliği demektir.


Medeni ve demokratik bir yapının gereği olarak, vergi ödeyen vatandaş müşteri ve patron, vergi toplayan Devlet ise hizmetlidir. Hizmetli hizmeti ne denli hızlı ve verimli sunarsa, müşteri de yükümlülüğünü o denli zevk ve istekle yerine getirir ve başka bir hizmet kurumunun özlemini çekmez. Söz konusu hizmetkar Devlet olduğuna göre; hizmeti tarafsız ve adil sunmak zorundadır ki, vatandaşının saygısını, sevgisini ve bağlılığını kazanmış olsun.


Aksi takdirde, kamu yönetimi  eliyle zorda bırakıldığını ve eziyet edildiğini ve dolayısıyla çaresiz kaldığını his eden  vatandaş, farklı niyetler taşıyan bir takım çıkar organizasyonlara yamanmak zorunda kalır ve hür iradesini de onlara ipotek eder. Onlar ne derse onu yapar, ve tercihleri de blok halinde onlar yönlendirmiş olur. Devletin varlığı ve bütünlüğü için en büyük tehdit de budur. Bunun sorumlusu da, bir takım çıkar organizasyonları değil de Devletin kendisi olur. O halde Devleti yönetenler sistemi sorgulamalı ve yanlışları tez elden vatandaş lehine düzeltmelidir ve vatandaşın güven ve gelecek endişesini ortadan kaldırmalıdır.


Bu tanımdan hareketle; kamu sistemindeki bir vekil, bürokrat,  polis,  hakim yada savcı, bir daire memuru yada müdürü Devlet demektir ve bunların sergilediği tutum ve davranış Devlet’in tutum ve davranışı olmaktadır.


Türkiye’deki Durum:


Üzülerek belirtmeliyim ki, kamu sisteminde hizmet gören insanların büyük bir kesiminin anlayış, tutum ve hizmet sunumu son derece duyarsız, verimsiz, aymaz, yanlı ve bir takım haksız beklentilere yönelik durumdadır. Bu negatif oranlama maalesef  % 50’nin çok üzerindedir. Kaldı ki, kamu çalışanımız kendini bir hizmetkar değil de bir patron olarak kabul etmekte ve geçekte müşteri-patron olan vatandaşa adeta eziyet ve işkence etmektedir. Üstüne üstlük de her düzeydeki kamusal menfaat işbirlikçiliği o kadar yaygındır ki, bu durum  vatandaşı Devlet’e karşı bir karamsarlık, güvensizlik, çaresizlik ve bu nedenlerle de farklı  arayış ve beklentilere itmektedir. 


Unutulmamalıdır ki, etkin dış güçler milletlerin bu zaafını çok iyi tespit ederek, bunu  kaşımakta ve kendi menfaatleri doğrultusunda bir takım eylemlere taşıyarak devletler yıkmakta ve devlet adı altında kukla yönetimler kurmaktadır.


Kamu personelimizin bu yetersizlik, verimsizlik ve aymazlığını ahlakla izah etmeye kalkanlar, ya gaflettedirler yada bu gidişatın sağladığı menfaat çarkının doğrudan veya dolaylı olarak içindedirler. BU DURUM, MEVCUT KAMU YÖNETİM SİSTEMİMİZİN BİR ZAAFIDIR.


 


 


Sayfa: 2/5 


Kamu çalışanının pervasızca hareket etmesini sağlayan bu mevcut Kamu Yönetim  Sistemi acilen radikal bir değişime uğratılmalıdır.  Kamu çalışanı yeterli bir ahlaka kavuşsun da işler düzelsin diye, bu denli zaaf içinde olan bir sisteme hiç kimsenin ısrar etmeye hakkı yoktur. Hiçbir sistem, ahlak esası ve beklentisine göre kurulmaz. Sistemler her insanın hata yapabileceği varsayılarak kurulur ve varsayılan hataları önleyecek etkin ve caydırıcı unsurlarla donatılır.


 


Sistem kurucu, kurduğu sistemi sürekli gözleyip izleyerek, aksayan unsurları kalıcı bir uygunlukta yeniden düzenler, ve bu denetim ve yeniden yapılandırma gücünü aktif bir mekanizma olarak sürekli işletir.  Bu yapısal düzenleme bilinmeyen bir iş değildir, ve üç beş ay gibi çok kısa bir sürede yapılarak uygulamaya konulabilir. Bütün medeni ve kalkınmış ülkelerde bu tür bir sistem uygulanmaktadır. Bizim yapacağımız iş, medeni ülkelerin bu yönetim sistemlerini, bizim sosyo-kültürel  yapımızı da dikkate alarak daha modern ve etkin bir yapı ile kurup, uygulamaktır. Bunu yapacak olan da hükümetlerdir yada hükümet olmaya namzet siyasi partilerdir. İşte size proje. Milleti daha aktif, verimli, devletine sarılan ve güvenen hale getirecek bu projenin eksikliği önce kabul edilmeli, sonra da kurulup uygulanmalıdır. Unutulmasın ki, bunu yapanlar Türk Siyasi Tarihinde daim kalacaklardır.


Bunun için kişisel ve eş dost menfaat anlayışı mutlaka terk edilmelidir. Unutulmasın ki, insan fanidir ve bir gün mutlaka ölümü tadacaktır.


 


Kamu Personel Sisteminin Değişimine İlişkin Benim Şahsi Önerim:


Kamu Personel İstihdamı ve Yönetimi Yasasında;


1-             Sınavla istihdam edilecek kamu personelinin öncelikle; kamuya hizmet niteliğinde olup olmayacağı, bu hizmeti sunarken bir menfaat gözetip gözetmeyeceği, kamuya ve kamu yararına sadık olup olmayacağını açığa çıkaracak bir bilimsel teste tabi tutulacağı, ancak bu testte başarılı olduktan sonra sınava alınacağı, sınavsız istihdam edilecek alt ve üst her personelin de bu teste tabi tutulacağı,


2-             Sınavı kazanan kamu personel adayının bir yıl süreli sözleşme ile istihdam edileceği, hizmet süresinin verimlilik ve performansına  bağlı olarak uzatılacağı yada bitirileceği, hizmet performansı ve verimliliğinin kurum içi ölçümler ve vatandaş memnuniyet yada şikayetleri ile belirleneceği,


3-             Sınavı kazanan her kamu personel adayının işe başlatılmadan önce, 30 gün süre ile hizmet içi alışma eğitimine tabi tutulacağı, bu eğitim esnasında; kendisinin hizmetli, milletin patron olduğu hususuna şartlandırılacağı,


4-             Kamu personelinin millete hizmet sunmakla görevli bir  hizmetli olduğu, bu hizmeti sunarken, eksik davranması halinde iş akdinin tazminatsız fesih edileceği, maddi bir zarara neden olması halinde, bunun tazmin ettirileceği ve gerekli yasal cezaya çarptırılacağı,bu uygulamanın yeni ve eski bütün hizmetlileri kapsayacağı,


5-             Kurum içi denetim organının yanında, hizmet alan vatandaşın da etkin bir denetçi olduğu, vatandaş şikayetleri üzerine görevine son verileceği,


6-             Kamuda üst düzeyde görev yapacak hizmet sunucularına genel yasa ve yönetmeliklere göre yönetmenin  yanı sıra, kurumsal bazda inisiyatif ve sorumluluk üstlenmek zorunda olduğu, kurumunun fiziki şartlarına göre hizmeti kolaylaştırıp hızlandırmaktan sorumlu olduğu, kuyruklar oluşması halinde başarısız kabul edileceği,  


7-             Hizmetlinin rüşvet gibi haksız  kazançlara yol açacak davranışının iş akdinin feshine neden olacağı, kendinde ve yakınlarında görülecek haksız mal varlığı akışının kontrol edileceği, böyle bir unsurun tespiti halinde, gerekli cezaya çarptırılarak işine son verileceği ve ondan sonra hiçbir yakınının kamuda görev alamayacağı,


Sayfa:3/5


8-Kurum içi denetlemenin taraflı olabileceği varsayılarak, denetleme için merkez ve taşralarda bir Kamu Hizmeti Denetleme Kurumunun yapılandırılacağı, vatandaşın şikayetini doğrudan bu kuruma yapacağı, kurumun yasal yol açık olmak üzere şikayete konu olan kamu personelinin işine son vereceği,


ve Sistem Kurucu Kurulunun Kamu Personel Sistemi için tespit edeceği benzeri konular mutlaka yeni düzenlemede yasaya bağlanmalıdır.


 


9- Sistemi ve sosyo ekonomik dengeyi ciddi ölçüde tahrip etmeye açık ve kirli ilişkileri tetiklemeye her an müsait olabilen parlementer ve bürokratik dokunulmazlıklar mutlaka kaldırılmalıdır.


Bu kapsamda siyasi parti yasası ile vekil belirleme mevzuatı  da gözden geçirilmelidir. Seçim dönemlerinde ifade edildiğine göre,  bir vekil adayı seçilmek için 150 bin ile 300 bin lira arası masraf etmektedir. Alacağı aylık da 10 bin lira civarında olacaktır. Bunun iki anlamı vardır;   bu vekiller ya bütün maddi ve manevi varlığını millete adayarak hizmete talip olmakta yada yaptığı harcamaları katmerli olarak geri almayı hedeflemektedir. Bu süreç ikinci şıkka ağırlık kazandırmaktadır. Bu ikinci seçeneğin cesaretle  izlenebileceğine işaret eden gösterge de  dokunulmazlıklardır.


Dokunulmazlıklar kaldırılsın ki, sadece alacağı maaş karşılığında milletine hizmet etmeyi kabul eden kişiler vekilliğe soyunsun ve bunların yüz binlerce lira seçim masrafı yapmasının da önüne geçilsin. Vekil adayı belirlenirken de, başkana yakınlığı bakımından değil de projesi bakımından değerlendirilmelidir.


 


10) Kamu Hizmeti Denetleme Kurumunun Devreye konulması yada geliştirilmesi:


Bu kurum bünyesinde hizmeti ve finansal hareketleri denetleyecek etkin organlar olmalı ve bu organların üyeleri son derece seçkin ve eğitimli şahıslardan seçilmelidir. Bu kurum organları bütün Devlet kurumlarını denetleme yetkisine sahip olmalıdır.


 


Kamu Personel Sistemi Devle’tin genel yönetim yapısıdır, ve daha ziyade kamu personeli istihdamı ve denetimini düzenleyecektir. Elbetteki kurumsal bazda da yasalar, tüzük ve yönetmelikler de yeniden gözden geçirilerek en iyi duruma getirilmelidir. Her kurumun başı o kurumun sorumlu yöneticisidir ve müstahdeminden kendisine kadar oluşacak bütün hatalardan sorumlu olacağı ve buna göre inisiyatif üstleneceği yasaya bağlanmalıdır.


Kamuda şebeke halinde oluşan ve milleti fakirliğe ve ümitsizliğe sevk eden yolsuzlukların hukukta araştırıldığı en etkili organ bilirkişilik kurumudur. Bilirkişilerin raporları mahkemeler nezdinde geçerli olmakta ve bu raporlara göre hüküm verilebilmektedir. Bizzat yaşadığım sıradan bir davada gördüm ki, bilirkişilerin büyük bir ekseriyeti, ki benim yaşadığım davada bu oran % 90 idi,  davadan maddi menfaat uman taraflar ile rahatlıkla  işbirliği yapmakta ve raporları bu işbirliğine göre pervasızca düzenlemektedir. Anladığım kadarıyla bu pervasızlığın nedeni, bilirkişilik yasa ve mevzuatının caydırıcı hiçbir özelliğinin olmadığı ve bir itiraz karşısında kirli bilirkişinin “ben öyle gördüm” demesiyle durumdan sıyrılabildiğidir. Bu nedenle kamunun yüz milyonlarca dolarlık kayıpları karşısında bu bilirkişilerin bu tutum ve davranışlarının  nelere mal olduğunu iyice bir düşünmek gerekir ve bu bilirkişilik kurumunun da ivedilikle caydırıcı bir esasa bağlanması zorunludur.


Bilirkişilik Kurumu konusunda yapılacak düzenlemede bence:


1-        Kamunun bilirkişi bulma sıkıntısını önlemek için; serbest çalışma ruhsatı verilen mali müşavir, teknisyen, akademisyen, doktor ve benzerleri gibi kişilerin talep halinde,makul bir ücret karşılığında  bilirkişilik yapmak zorunda oldukları yasaya bağlanmalıdır.


 


 


Sayfa:4/5


 


2-        Bilirkişilerin düzenleyecekleri raporlarda taraflı davrandıkları tespit edilmesi halinde, ruhsatlarının fesih edilerek meslekten men edilecekleri, kendilerinin ve yakınlarının bütün mal varlığına el konulacağı, neden oldukları zarar ve haksızlık oranında tazminat ödeyecekleri ve hukuki cezaya çarptırılacakları  yasaya bağlanmalıdır.


3-        Bilirkişilerin raporlarında taraflı davrandıklarının delili olarak:


-          Raporda objektifliğe dikkat etmemeleri


-          Subjektif iddialara yer vermeleri,


-          İddia ettikleri bulguları belgelere dayandırmamaları ve benzeri hususlar dikkate alınmalı ve “ben öyle gördüm”, safsatasına itibar edilmeyerek, “hayır efendi, sen bu raporu rüşvet karşılığı düzenledin” denilerek yukarıdaki cezai yaptırım gecikmeden uygulanmalıdır. 


 


4-        Bilirkişilerin bu keyfi davranışlarını önlemek için, incelemede dava taraflarının birer üyelerinin bulunması gereği de yasaya bağlanabilir.


5-        Ayrıca bu aymazlıkla işlediği yetkili ve etkili kişilerce de bilinen bu kuruma karşı acilen ihtisas mahkemeleri kurumu da devreye sokulmalıdır.


 


Ancak, bu bilirkişi rezaleti Adalet Bakanlığınca, Barolar Birliği Başkanlıklarınca ve hatta Yargıtay Başkanlıklarınca defaatle dile getirilmesine rağmen, buna etkili bir çözüm getirilmemesini şaibe ile karşılıyorum. Öyle ya, bu kirlilik içerisinde herkesin bu tür bitirim bilirkişilere gün gelir ihtiyacı olabilir……?  Bu kurumsal bir örnektir. Maalesef daha nice benzeri kurumsal örnekler sunulabilir.


             


Kamu Personel Sisteminin ve kurumsal sistemlerin işleyiş bozukluğu, Türk Milletini derinden yaralamakta ve devletinden soğutmaktadır. Çünkü gayri meşru faaliyetler sonucunda millet adına kullanılması gereken milli servetin, bu kişilerin cebine girmesi milleti fakirleştirmekte, motivasyonunu bozmakta ve Devletine küskün hale getirmektedir. Unutulmamalıdır ki; “birileri bir gayri meşru faaliyeti başlatmayı düşünebilir, ancak kamu desteği olmadan bu faaliyeti  asla sürdüremez”.


 


Kaldı ki, bu mevcut zayıf sistemde Devlet nazarındaki ikili-üçlü vatandaş ilişkilerinde (bir mahkemede, bir  asayiş olayında, bir ihalede vs.) paralı ve güçlü olanın daima haklı olabileceğini söylemek hiç de abartı olmaz.


Avukatlar bu durumu ve acziyeti  şöyle bir veciz sözle ifade ederler: “Bu ülkede zenginle davan, fakirle kavgan olmasın sakın ha !”.  Ne acı bir durumdayız.


Maalesef eften büften konularla ucuz siyaset yapan siyasiler, siyasi proje olarak bu önemli konuya öncelik vermeli ve çözmelidirler.


Bu konuya ivedilikle el atalım. Çünkü, Millet ve Devlet bütünlüğümüz, ve hatta Cumhuriyet ve Demokrasimiz için  en büyük tehdit budur. Bu durum  böyle sürdürülürse; millet,  bu tehlikeyi bilen ve sürdürülmesini sağlamaya çalışan  emperyalist dış güçlerin saldırılarına karşı duyarsız kalacak, ve hatta bu güçleri  kurtuluş çaresi gibi görüp, onlara itibar edebilecektir !!!


 


Yukarıdaki zaaflar içerisinde işleyen mevcut Kamu Yönetim Sistemi nedeniyle  milli bütçenin yaklaşık  üçte biri 1955 yılından beri carcur edilmektedir. Bu konuyu çok saygın iş adamlarımızdan  merhum Sakıp Sabancı, Özal hükümetleri döneminde kapalı bir konferans salonunda bakan Yılmaz Karakoyunlu tarafından  yıllık bütçenin sunumu esnasında şöyle bir çıkışla dile getirmişti:


“ Bakan bey; bütçemizin üçte biri kamu personel giderleri ve kurum harcamalarına, diğer üçte biri yol,su, elektrik, baraj, garaj gibi yatırımlara, diğer üçte bir de genel giderlere ayrılmıştır deyince. Rahmetli Sakıp ağa ayağa kalkar ve şöyle sorar: ‘Sayın bakan, ifade ettiğiniz son üçün birini pek anlayamadım. Bunu da ayrıntısıyla açıklar mısınız?’. Ertesi gün yazılı basının çoğunda sur manşetten haber olarak denmişti ki; Sakıp Ağa üçün birini arıyor. Sakıp ağa bence de haklıydı.


 


 


Sayfa: 5/5


 


İşte yukarıda  ifade etmeye çalıştığım  sistem  revizyonu sayesinde, diğer bütün iyiliklerin yanı sıra, bütçenin kayıp olan üçte biri de kamunun yararına kazandırılabilir  ve halkımızın sosyo-ekonomik düzeyi  yükseltilerek başkalarına yamanması önlenir ve ancak o zaman hür iradesine göre hareket eder.


Kaldı ki, böyle yüksek standartlı ve etkili bir sistem kurmak  ve bu global dünyada kabul görmesini sağlamak suretiyle, bunu başka ülkelere de ihraç edebilir ve uluslararasında  “Türk Sistemi”  diye tanımlanan bir markaya sahip olma faydasını da kullanabiliriz.


 


Şehy Edebali’nin Osman Gazi’ye nasihatnamesindeki şu sözü unutmayalım, özellikle de Devlet yönetiminde bulunanlar unutmamalı ve gereğini yerine getirmelidir:


“İnsanı yaşat ki, Devlet yaşasın.”


 


Kaleme alınış tarihi: 05.06.1997                 Revizyon: 25.12.2009


Saygılarımla,



Faruk  Kurt

Gençosman Mh. Aktaran Sk. 13/7, 34610 Güngören-İstanbul


GSM: 0533-2486212

Okunma Sayısı : 4676
 Paylaş
 
 
  LİSTE   HİT
KAMU YÖNETİM SİSTEMİNDEKİ SORUN VE ÇÖZÜM ÖNERİSİ 11-12-2010 4676
 
 

 

 

Sosyal ağlarda Beşköyü takip et
Copyright © Beskoyluyuz.biz
  ALFABİM MEDYA ve BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ