16 Kasım 2018 Cuma
BESOG NEDİR?
İLETİŞİM FORMU
KÜNYE
Mobil Bölüm
FORUM
ÜYE GİRİŞİ
Ana Sayfa Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Tüm Haberler
GÜNCEL
BEŞKÖY GÜNCEL
İLÇEMİZDEN
BİLİM TEKNOLOJİ
YURTTAN
KÜLTÜR SANAT
SİYASET
EKONOMİ
SPOR
YAŞAM
 DİĞER
ANA MENÜ


  BESOG NEDİR?
  HUKUK ODASI
  BASIN ODASI
  YÖNETİM ODASI
  MALİ MÜŞAVİR ODASI
  İLETİŞİM FORMU
  KÜNYE
 TARİH ŞUURU
 EDİTÖRLERİMİZ
  DUYURULAR
 REKLAMLAR
  BEŞKÖY CANLI
  KARDEŞ SİTELERİMİZ
  GEBZETV
  BEŞKÖYDE YETİŞEN HOCALAR
  BEŞKÖY TAKSİ DURAĞI
  HABER ALARMI
  Mobil Bölüm
  FORUM
  ÜYE GİRİŞİ
 
Ana Sayfa » RÖPORTAJLAR » AYIN KONUĞU »  
Adem Tuzcu ile Mülâkat
Tarih : 22-10-2010
.
 

Adem Tuzcu sanatı ile var olmaya, sanatı bir yaşama biçimi haline getirmeye çalışan bir müzisyen. Popüler çıkışların dışında durmaya gayret göstermesi ve kendini toplumun hem içinde hem dışında görüyor. İyi yanlarıyla toplumun içindeyken, kötü yanlarıyla toplumun dışında durmaya özen gösteriyor. Sanatı sanat gibi yapan ve sanatçı duyarlılığı ile milli manevi hassasiyetleri birleştiren gerçek bir sanatçı olarak da adı üzerine dikkatleri topluyor. Yeni çıkan Uykusuz Nöbetçi adlı albümünü dinlerken de bu gerçeğin farkına varıyor insan. Bu yeni albümü vesilesiyle kendisinden bir röportaj talebimiz oldu. Bir keyifli sohbet gerçekleştirdik.


UMUT BULUT: Bir röportajınızda bazı türküler vardır. Uzun zaman geçse de tazeliğinden hiçbir şey kaybetmez diyordunuz. Şimdi yepyeni ve oldukça iddialı bir albüm çıkardınız siz bu albüm için neler söylemek istersiniz?


ADEM TUZCU: Evet bazı türküler vardır uzun zaman geçse de tazeliğinden bir şey kaybetmezler. Çünkü yaşanmışlık vardır onlarda acılar ve sevinçler tekrarlandıkça onlarda yeniden tazelenir yeniden filizlenir. Benim bütün eserlerim bir yaşanmışlığın ürünüdür. Bir iş yapmak iddia taşımaktır. Üzerinde ciddi bir mesai harcadığım, bütün armonilerine uykusuzluk, bütün mısralarına emek verdiğim bir eser ortaya çıkardığıma inanıyorum. Kendi stüdyomuzda çalışmanın sağladığı rahatlık ve işinin ehli bir ekiple iş yapmanın verdiği güven ortaya çıkan yapıtta kendini son derece belli ediyor.


BULUT: Bu güne kadar milli manevi meselelerle ilgili olarak yapılan çalışmalar genelde sanat kaygısından uzak yapılıyordu. Siz Aliya İzzetbegoviç için hem dokunaklı hem de sanat değeri olan bir eser ortaya çıkardınız bunu biraz açar mısınız?


 

TUZCU: Sloganik söylemlerden uzak, insan olmanın gerektirdiği gibi hissederek hissetmeli sanatçı. Önce kendisi için beğenmeli ve kendisi için söylemeli eserini. Aliya İzzetbegoviç düşünsel alt yapımın ve dünya görüşümün şekillenmesi konusunda zihnime kelime üflemiş bir felsefeci ve devlet adamıdır. Avrupa’nın göbeğinde bir soykırımı sessizce izleyen dünyanın dikkatini üzerine çeken Büyük bir komutan, büyük direnişçi, barış ve devlet adamıdır Aliya… Düşmanından bile övgü almış bir adamdır. Vefatını duyduğumda babam ölmüş gibi üzüldüm, burkuldum…21 Ekim de bu eseri yaptım. Bir kaç dost meclisi dışında hiçbir yerde okumadığım bu eseri bu albüme koymak nasip oldu. Bu esere enstrümanıyla hayat katan müzisyen arkadaşlar eserin gizemine kapılıp emprovize cümleler kurmaktan alıkoyamadılar kendilerini ve ortaya Büyük bir şahsiyet için yapılmış küçük bir eser çıktı. Unutulmaması gereken bir şahsiyeti zihinlerde sıcak tutmak anılara gömmemek adına yaptığım bu eserde umarım ki amaç hasıl olur.


BULUT: Dinleyenler çok beğeniyor albümünüzü bu durum satışlara yansıyor mu? Yoksa bu durum sadece sözde mi kalıyor?

 


TUZCU: Evet şu ana kadar albümü alıp dinleyenlerden hep olumlu eleştiriler aldım. İşin doğrusu bende ortaya çıkan eserleri beğeniyorum. Ama piyasa genelinde ki tüm sıkıntılar haliyle beni de ciddi şekilde etkiliyor. Yüzlerce siteden hak hukuk gözetilmeksizin indiriliyor albümlerimiz. Abi albümünüzü nereden indirebiliriz diye e postalar atılıyor bizlere. Albümlerin Anadolu’nun her yerine dağıtılmaması da ayrı bir sorun. Çok ciddi bir dağıtım sorunuyla karşı karşıyayız. Yüzlerce e posta alıyorum albümünüzü bulamıyoruz diye. Ama genel olarak satış tahmin ettiğimden iyi gidiyor.

Toplumumuzun genelinde kültürel bir alt yapıdan beslenen sorunlu bir anlayış hakimdir. Davulcuyla zurnacıya kız verilmez mesela. Ya da çok istisna bir azınlık dışında kimse çocuğunun şair, müzisyen, ressam vb... olmasını istemez. Sanatsal alan hep bir hobi gibi görülmüştür. Ve genel kabul bu alanı başka mesleklerle yapma zorunluluğunu doğurmuştur. Böyle bir zihin yapısı üzerine bina edilmiş bir anlayış ta haliyle internetten albüm indirmekte bir mahsur görmüyor, bunun bir hak, hukuk meselesi olduğunu kavrayamıyor. Bir şarkı ne olacak ki diyor… Ama diğer yandan da çocuklarının hip hop, rap vs dinlemesinden duyulan rahatsızlığı yüksek sesle dile getirmekten de geri durulmuyor. Yani büyük bir çelişki. Ama biz işimizi en güzel şekilde yaparak sesimize ses veren bir kişinin varlığıyla cesaretlenerek devam etmeliyiz çalışmalarımıza diye düşünüyorum.



BULUT:?Sosyal paylaşım siteleri ve internet ortamı müziğinizi nasıl etkiliyor? Tanıtım imkânı olarak mı görüyorsunuz interneti yoksa size ticari olarak zarar veriyor mu?

 


TUZCU: Bomba soru geldi… İnternet müthiş bir tanıtım alanı. Ve bundan elimden geldiğince faydalanıyorum. Eserlerimin web sitelerinde dinlenebilmesine de karşı çıkmıyorum. Sıkıntı albümlerin indirilmesi olayı. Bu sorun dünyanın birçok yerinde aşılmış durumda. Ama ne yazık ki ülkemizde çok ucuz menfaatler için müzik heder ediliyor. Bu konuda çok ciddi yaptırımlar uygulanmalı bence web sitesi sahiplerinden server sağlayıcılara kadar cezai müeyyideler uygulanmalı.Yani bir şekilde bunun önü alınmalı.Aksi halde insanın 5-6 ayını vererek ve yirmi-otuz bin lira harcayarak ortaya çıkardığı bir değerin bir gün sonra internette egolarını tatmin etmek ve sitelerine reating kazandırmak isteyen emek hırsızları tarafından çalınması!!! nın mantıklı bir izahı yoktur bence. Çünkü bu eylemi gerçekleştirenler bu hırsızlıklarından dolayı ekonomik bir kazançta sağlamamaktadırlar. Amaç benim web siteme 3-5 kişi daha girsin. Ben bu konuda gerekli yaptırımların uygulanmamasını da anlamış değilim. Bir albüm çıkarabilmek için müzisyenleri prosedür bombardımanına tutan Kültür Bakanlığının da belli kriterler geliştirerek müzisyenlere sahip çıkmak adına teşvik edici yöntemler öngörmesi gerektiği kanaatindeyim. İlgili birlikler ve dernekler sanatçılar üzerinden aldıkları teliflerle kurdukları fildişi kulelerinden çıkıp Kültür Bakanlığı öncülüğünde bu işleri halletmek zorundadır.


BULUT: Beğenisi gelişmiş bir kitleye yönelik müzik yaptığınızın farkına varıyoruz. Bu konuda ki düşünceleriniz nelerdir?

 


TUZCU: Evet beğenisi gelişmiş bir kitleye müzik yapmayı tercih ediyorum. Çünkü yaptığım müzikte popülerlik derdi ve çok büyük kalabalıklara müzik yapma hevesi taşımıyorum. Az ama nitelikli bir dinleyici kitlesiyle beraber serüvenimi yaşamaya çalışıyorum. Çalışmalarımda en çok dikkat ettiğim şey müzik kalitesi sonra da sözlerde ki orjinallik ve imgelemedir. Söylenmemiş olanı söylemeye dinlenmemiş olanı dinletmeye gayret ediyorum dinleyicilerime. Dolayısıyla bu durum toplum genelince pek kabul görmediğinden önünüzde bir yol ayrımı beliriyor. Ya popüler işler yapıp müziği bir eğlence aracı olarak kullanacaksınız yada evrensel mesajlar verebilmek için gökyüzüne kelimeler savurmayı göze alacaksınız.


BULUT: Dünya olaylarına müzikle bir ses verme ihtiyacı duyduğunuz ortada siz nasıl bakıyorsunuz sanatçıların sosyal siyasal ve ekonomik gelişmeler karşısında tavır alışlarına?

 

TUZCU: İlk soruda dediğim gibi yaşanmışlık ve perspektif müzisyenin kimliğini oluşturur. Bazı müzisyenler dönemsellik içerisinde yaşadıklarını protest bir söyleme bürüyerek dile getirirler bazıları da daha evrensel bir dil kullanmayı tercih ederler. Ben bu konuda evrensel bir dil kullanmayı tercih edenlerdenim. Ama kendime has bir suya sabuna dokunuş biçimim olduğu kanaatindeyim. Çünkü şarkılarımı siyasetin sağından, solundan dinleyen herkes ne demek istediğimi anlar. Popülerlik derdi taşımayan her müzisyenin dünya üzerinde ki her olaya söyleyecek bir sözü vardır diye düşünüyorum. Sanatçı olaylara bakılması istendiği gibi değil bakması gerektiği gibi bakmalı bence. Örneğin 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkabilmeli, Ramazan ayının son Cumasında da Kudüs gününe katılabilmeli. Acının, zulmün, ezilmişliğin, eşitsizliğin ve istismar edilmenin rengi ve ırkı yoktur. Sanatçı bunun farkında olabilmeli.


BULUT: Sanatçı muhalif bir tavrın insanı olmalı, sanat biraz aykırı bir yerden bakmayı da icbar etmiyor mu?


 

TUZCU: Sanat başlı başına bir muhalefet aslında. Nihayetin de yapmaya çalıştığınız iş izafi bir iş ve beğeniye açık. Sizi beğenmeyen herkes size muhalif olduğu gibi sizin muhalifi olduğunuz bir popüler dayatma var. Sanat aykırı bir yerden bakmayı değil bakılması gerektiği yerden bakmayı icbar ediyor bence. Çünkü bakmanız gerektiği yerden bakmazsanız görmeniz gereken şeyi göremezsiniz. Görmeniz gereken şeyi göremezseniz de düzgün bir söylem geliştirip ayaklarınızı sağlam tutamazsınız.


BULUT: Türkiye’nin son zamanlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sanatçı kendini toplumdan soyutlamalı mı yoksa güçlü bir itiraz yükseltmeden gerçek bir sanatçı olunabilir mi?


TUZCU: Sanat adına çok olumlu şeyler oluyor ülkemizde. Çok ciddi sanatçılar yetişiyor ama sanatı gelecek kuşaklara aktarma noktasında çok ciddi endişelerim var. Bir yandan dev adımlar atılırken diğer yandan da bu topraklara ait olmayan, bu kültürden beslenmeyen bir sürü müzik akımının da genç kuşak arasında çok muteber olduğunu endişeyle izliyorum. Ciddi bir medya pompalamasıyla yapılan bu bilinçli kültür dejenerasyonuna karşı sözümüzü söylediğimiz kanaatindeyim. Birileri bu söylenmiş sözleri alıp ilgililerine ulaştırmalı. Aksi halde yerine ulaşmayan itirazlar arttıkça sanatçının toplumdan soyutlanması kaçınılmaz bir durumdur. Ve ne yazık ki sanatçı bu durumda güçlü bir itiraz yükseltmek yerine edilgen bir tavır sergilemek durumundadır.


BULUT: Bir dönem arabesk salgını vardı şimdi eskisi gibi değil gençler daha seçici olmayı öğreniyor gibi ne dersiniz?


TUZCU: Bu durumu ülkenin gelişmişliği, sosyal hayatın yapısı vs gibi durumları göz önünde tutarak daha iyi açıklayabilirim. Arabesk müziğin bu güne ait bir karşılığının olmamasının nedeni metropollerin ve gelişmişliğin insan yaşamına etkisi varoş kültürünün giderek yaygınlığını kaybetmesi gibi nedenlere bağlayabiliriz. Teknolojik imkânlar, medya, internet vb. gibi her şeyi her an her yerde ulaşılabilir kılan etkenlerin gençlerin kültürel alt yapısının oluşumunda büyük etkisi olduğunu söylemek mümkün. Ama biz çocuklarımızın beyinlerini çöp kutusu olmaktan kurtaracak tedbirleri almakla yükümlüyüz.


BULUT: Yaptığınız müziği nasıl isimlendiriyorsunuz?


TUZCU: İyi müzik yaptığımı düşünüyorum. Ben müzikteki tür algısı noktasında takıntılı biriyim. Müziğin bir tür içerisine hapsedilmesine hep karşı oldum. Her anlayışın çok güzel örnekleri olduğu gibi çok kötüleri de var. Ama müziği sınıflandırırken iyi müzik ve kötü müzik diye sınıflandırmanın en isabetli tercih olacağı kanaatindeyim. Neyin iyi neyin kötü olduğuna nasıl karar verileceği konusunda ise iyi bir dinleyici, dinledikleriyle kendi birikimini oluşturur ve bu konuda sağlıklı bir karar verir zaten.


BULUT: Genel olarak uykusuz nöbetçi albümünüzle ilgili neler söylemek istersiniz?


TUZCU: Uykusuz nöbetçi 2007 Temmuz ayında çıkan Yollar da topraktandır İnsan da albümünden sonra çıkardığım 2.albümüm. İlk albümde bağlama soundlu bir çalışma yapmıştım. Bu albümde; kendi anlayışımla Batı soundu arasında farklı bir sound arayışına girdim. Bazı yerlerde aradığımı buldum bazı yerlerde hala aramaktayım. Bu arayış yeni eserler üretebilmek için hep var olmak zorundadır. Ben varım diyebilmek ne kadar iddia taşıyorsa bende o kadar iddia sahibiyim bu albümde. Emeklerin zayi olmayacağına olan inancım ve harcadığım emeklerde ki bilinç, yapmam gerekeni yaptığım hissiyle birleşince, müzik piyasasında ki bu kokuşmuşluğa rağmen cesaretleniyorum. Son olarak Uykusuz Nöbetçi albümünün mutfak kısmında Bu albümde çok büyük katkıları olan sevgili Müzik yönetmeni arkadaşım Mustafa Doğan’a emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum.


Adem TUZCU ÖZGEÇMİŞ

Adem Tuzcu, 1976 yılının 15 Mayıs’ında Trabzon’a bağlı Maçka ilçesinin Taşalan köyünde doğdu. İlköğrenimini Trabzon Namık Kemal İlkokulu’nda, orta ve lise öğrenimini ise Trabzon İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı. Müzikle ilgili ilk eğitimlerini de bu dönemlerde almaya başladı. Üniversiteye hazırlık yıllarında bağlama çalmaya başlayan Adem Tuzcu o yıllarda bu konudaki en büyük desteği; şair ve tarihçi hocası İbrahim Hakkı Gündoğdu’dan almıştır. Üniversite yıllarında müzik üzerine çalışmalarına devam eden Adem Tuzcu, bu yıllarda Türkiye’nin bir çok yerinde şiir dinletilerine ve konserlere katıldı. Müzik çalışmalarının yoğunluğu nedeniyle eğitimini yarıda bırakan müzisyen 1999 yılında Nigâr Hanımla dünya evine girdi. Kemal Talha adında bir oğlu Nisa Nur adın da bir kızı vardır. 

Okunma Sayısı : 4176
 Paylaş
 
 
  LİSTE   HİT
Adem Tuzcu ile Mülâkat 22-10-2010 4176
 
 

 

 

Sosyal ağlarda Beşköyü takip et
Copyright © Beskoyluyuz.biz
  ALFABİM MEDYA ve BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ