BESOG-Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Kasım 14, 2018, 12:51:49 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ..::STRESE KARŞI ÖNLEMLER::..  (Okunma Sayısı 1212 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
aliözdemir
Ali ÖZDEMİR
Aktif Üye
***

Rep Puan? +1/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 160



WWW
« : Mayıs 09, 2008, 01:47:10 ÖÖ »

1. Stres reaksiyonunun organizmanın normal adaptasyon mekanizmalarından biri olduğu, vücudu ortamda karşılaşılan değişikliklere karşı korumayı amaçladığı unutulmamalıdır. Bu, strese karşı direnç reaksiyonudur.

2. Stres esnasında salgılanan glukokortikoidler ve aynı zamanda artan sempato-adreno-medüller sistem aktivitesi, vasküler reaktiviteyi sağlar, kanda artan serbest yağ asitleri tehlike durumlarında enerji temininde kullanılır, damarlar hızla dolarak şoktan korunulur. Stres esnasında artan hormonlar, aynı zamanda öğrenme ve hafızayı da artırarak stres durumunun aşılmasına katkıda bulunurlar. Stres mekanizmaları bulunmayan hayvanların en zayıf stressörlerin etkisi ile öldükleri görülmüştür.

3. Yavru sıçanlara elektrik şoku veya başka bir stressör uygulanırsa, bunların normal geliştikleri ve ergenlik döneminde karşılaştıkları stres durumlarını kolaylıkla aşabildikleri gösterilmiştir. Buna karşılık çocuklukta her hangi bir stres uyaranı ile karşılaşmamış olan hayvanlar yetişkinlik döneminde karşılaştıkları stresleri yenememişler ve çeşitli davranış bozuklukları göstermişlerdir. Bu iki grup hayvandan birinci grupta olanlar, stres durumlarında normal hormonal reaksiyonlar gösterdikleri halde, ikinci grupta olanlar stres durumlarında ancak gecikmeli ve yetersiz bir hormonal reaksiyon oluşturmuşlardır. Burada da stresin kaçınılması gereken bir durum olmadığı, stres reaksiyonlarının vücudun normal savunma mekanizmalarından biri olduğu görülüyor. Erişkinlik döneminde karşılaşılan streslerin üstesinden gelinebilmesi için çocukluk çağında stres deneyiminin yaşanması ve organizmanın daha sonraki streslere dayanabilmesinin öğrenilmesi gerekmektedir. Yani stressiz bir çocukluk dönemi değil, stresli bir çocukluk dönemi, erişkinlikte karşılaşılan streslerin kolayca aşılabilmesi için önemlidir.

4. Hiyerarşik düzende alt sıralarda bulunanlarda baskı stresi oluşmaktadır. Baskı stresi, beyin üzerinde etkili olarak kısırlığa kadar varan seksüel bozukluklara neden olmaktadır. Toplumumuzda kadının sekonder rolü nedeni ile muhtemelen bir çok adet bozuklukları, psıkolojik gerginlikler ve hatta kısırlık oluşmaktadır. Bu durum göz önüne alınarak hiyerarşik düzende dominant pozisyonda olanların alt sıralarda bulunanlara karşı tolerans, sevgi ve anlayışla davranmaları gerekmektedir.


5. Genellikle belirsizlik olan durumlarda korku oluşmaktadır. Korku arttıkça sosyal etkileşim azalmaktadır. Korkuyu artıran madde ACTH dır. Korku eğer hastalık derecesine ulaşmışsa benzodiazepinlerle tedavi edilmelidir. Ya da psıkoterapi uygulanmalıdır.

6. Stresin mide ülseri oluşturucu etkisinin stresin kendisi tarafından oluşturulmadığı, psıkolojik bir değişken olan beklenti tarafından belirlendiği hayvan deneylerinde gösterilmiştir. Stres uyaranı olan elektrik şokunun ne zaman verileceğini kestirebilen hayvanlarda mide ülseri oluşmadığı halde, şokun ne zaman verileceğini kestiremeyen hayvanlarda yaygın mide ülseri oluştuğu izlenmiştir.

7. Üstesinden gelinemeyen stres beyin kimyasında değişiklikler oluşturarak depresyona neden olmaktadır.Depresyon beyin kimyasındaki bozukluğu daha da artırmakta ve bunun sonucu olarak depresyon daha da artarak, intihara kadar varan davranış bozuklukları oluşmaktadır. Bu gibi durumlarda psıkoterapi ve ilaç tedavisi ile depresyonun beyin kimyasını düzelterek tedavi edilmesi gerekmektedir. Spor, özellikle yüzme ve koş-yürü şeklindeki aktiviteler, stresin tüm olumsuz etkilerini önlemekte hatta tedavi etmektedir.

8. Sosyal uyuşmazlık ve ihtilaflı durumlar gibi sosyal stresler, mide ülserine neden olduğu gibi böbrek üstü bezlerinde hipertrofi ( büyüme ) oluşturmaktadır. Sosyal çevre ile ilgili olan streslerde adrenal ( böbrek üstü bezi ) hipertrofi hemen hemen bir kuraldır. Buna paralel olarak mide ve özefagus ( yemek borusu ) ülserleri de oluşmaktadır. Ancak ülser insidansının, her gün 1 saatlik stressiz bir yemek periyodundan sonra önemli dercede azalma gösterdiği bulunmuştur. Burada sosyal stresin süresi önemli olmakta, bu stresin olumsuz etkilerinden korunmak için, stressiz bir yemek arası gibi dinlenme periyodunun kısa da olsa gerekli olduğu ortaya çıkmaktadır.

9. Yüzyılımızda, koroner kalp hastalığına yatkınlık ve insidansının artışını gene yüzyılımızın özelliklerine bağlı olarak ortaya çıkmış olan streslerle açıklamak mümkündür. Devamlı stres altında bulunan A tipi davranış şekli kalıtsal olmakla birlikte, bu davranış şekli eğitim yolu ile değiştirilebilir. A tipi insanlarda mevcut olan koroner kalp hastalıklarına yakalanma riski, yaş, kan basıncı, kolesterol ve sigara gibi risk faktörlerine göre daha önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle " yavaşça acele et " latin atasözüne uygun davranmayı öğrenmek gerekir. Az miktarda alkol koroner riskini azaltıcı olarak faydalı olabilmektedir.


10. Bugün artık stres ile organik bozukluklar arasında sıkı bir ilişki olduğu eskiye göre çok daha iyi bilinmektedir. Stresin katkısı olmadığı hiç bir hastalık yoktur. Stresin neden olduğu otonom sinir sistemindeki dengesizlik ( yüksek tansiyon, kalbin ileti sistemindeki bozukluklar v.s ) beta-blokerler ile önlenebilir veya tedavi edilebilir. Batılı anlamda ölümden kaçınmak için, stres altında nasıl davranılacağının öğrenilmesi gerekir. Bunun için " autogen training ", " yoga ", " biofeedback " gibi meditatif teknikler vardır. Fakat zamanımız doktorlarının bu teknikleri öğretmek için zamanları yoktur. Kişi gayreti ile bu teknikleri büyük bir olasılıkla öğrenemez. Bu tekniklerin öğretilmesi ve uygulanması için özel ya da resmi kuruluşlar oluşturulabilir.

11. Modern dünyada en önemli streslerden biri de mental strestir. Mental stres kısa ya da uzun süreli tansiyon artışına neden olmaktadır. Bu da damar sertliğinin oluşumunu hızlandıran etkenlerden biridir. Bu zararlı etkiler beta-blokerlerle önlenebilir. Beta-bloker tedavisi, koroner riskinde bir azalma meydana getirebilir.

12. Psıko-sosyal streslere karşı trankilizanlar ( teskin edici ilaçlar ) kullanılmıştır. Ancak plasebo ile trankilizanların etkisi arasında herhangi bir fark bulunamamıştır. Sınav, uçak korkusu, cerrah ve ameliyat stresi, paraşütçü stresi ve diğer psıkososyal streslerin çoğunda beta-bloker tedavisi trankilizanlardan daha iyi sonuç vermiştir. Diğer önemli bir nokta da, beta-blokerlerin psıkomotor fonksiyonları ve konsantrasyonu bozmaması ve yorgunluk hissi oluşturmamasıdır. Beta blokerler aynı zamanda anksiyete+depresyonlu hastalarda da iyi sonuç vermiştir. Bu durumlarda beta-blokerlere anti-depresanların katılması uygundur.

Hekim ilaç tedavisini sürdürürken, hastanın psıkoterapiye alınması da uygundur. Hastanın kendine güveninin yeniden sağlanması çok önemlidir. Hekim hastayı ciddiye almalı, onunla her seansta 15 dakikayı geçmemek üzere konuşmalıdır. Organik bir hastalığı olmayan hastaya da ihtimam gösterilmeli ve ona tıbbi yardımda bulunulmalıdır. Anksiyete ve depresyonun birlikte seyrettiği durumlar, psıkoterapiye ihtiyaç gösterir. Böyle hastalarda ilerde ne olacağını beklemeden, ön tanıdan hemen sonra ilaç tedavisi ile birlikte psıkoterapi uygulanmalıdır.

13. Kaçınılmaz olarak ulaşılmış olan orta yaş ta bir stres dönemidir. Orta yaşlılar, orta yaşın dezavantajlarını kabullenmeli ve daha sonraki yaşlılık dönemine hazırlanmalıdırlar, gençliği sürdürme çabalarından vazgeçmelidirler. Orta yaş, kadın için daha da ağır bir stres oluşturur. Çünkü kadın orta yaşın getirdiği menopause'u da göğüslemek zorundadır. Bu yaşta streslere bağlı olarak depresyon da sık görülür. Bu dönemlerde hekimin yardımına ihtiyaç vardır.


14. Stres olmadığı zamanda psıkolojik bozukluklar oluşabilmektedir. Bu nedenle insan, monoton yaşamın etkisinden kurtulmak için çaba göstermelidir. Deneysel amaçla, insanlar hiç bir şey görmedikleri, duymadıkları bir ortama konulurlarsa, konsantrasyon zayıflığı, bulanık düşünme, hallusinasyonlar ve panik oluşmaktadır. Bu nedenle önemli olan emosyonel streslere daha az maruz kalmak için çalışmak değil, kültürel ortama uyum göstermek ve beklenmedik olaylardan daha az heyecan duymayı öğrenmektir.

15. İnsanın ortama adaptasyonu normalde denge durumundadır. Eğer kişiler, kapasitelerinin üstünde bir seviyede çalışmak zorunda kalırlarsa, performans düşer ve stresin olumsuz etkileri görülmeye başlar. Eğer kişiler stimüle edici olmayan, hiç bir şey talep edilmeyen bir ortamda tutulurlarsa gene stresin olumsuz etkileri ortaya çıkar. Dış dünya ile olan ilişkilerin önemli derecede azaltılması, sükunet değil, düşünce bozuklukları ve panik yaratmaktadır. Bu gibi durumlardan kaçınılması gerekir.

16. Stresin kontrolü de önemli bir konudur. Fazla gürültü veya elektrik şoku gibi zararlı stressörlere tabi tutulan kişiler, bu zararlı uyaranın şiddetini azaltabilecek bir düğme mevcut olduğu takdirde, çok daha kuvvetli uyaranlara uzun süre dayanabilmektedirler. Bu kontrol düğmesi fonksiyon görmese bile ve kişi bu düğmeyi kullanmasa bile, sadece kontrol düğmesinin varlığı dahi, stresin zararlı etkilerini azaltmak için yeterli olmaktadır. O halde, buradaki stresi azaltan en önemli etken, stres durumunda kontrolü elinde tuttuğuna ilişkin duygudur. Kontrolün mevcut olup olmaması önemli değildir ( kendine güven ). Stresli bir olayın önceden bilinmesi, kişisel kontrole olanak sağlamakta ve duruma daha çabuk uyum sağlanarak stres reaksiyonları azalmaktadır.

17. Yinelenen streslere karşı oluşan belirtiler muhtemelen otonom sinir sistemi tarafından belirlenmektedir. Ancak, stresin kognitif komponentleri yani kişinin stres durumlarını nasıl algıladığı ve değerlendirdiği, kişinin stres reaksiyonları ve stres davranışında önemli bir rol oynamaktadır.

18. Stresin olumsuz ya da olumlu etkileri genelde kişiye bağlıdır. Bu da yaşamda edinilmiş olan deneyimlere, emosyonel aktiviteye alışma durumuna, savunma kapasitelerinin şekline ve gücüne, insanın olaylara karşı hazırlık duygusuna ve bu olayları kontrol edebilme yeteneğine veya bu kontroldaki kendine güvenine bağlıdır.

Logged

..::Bir eğitim gönüllüsü::..
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.3 | SMF © 2006, Simple Machines LLC

Be?Köylüyüz.Biz .:: Bulu?ma Noktan?z ::.
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM